Etrafında kendisi ile ilgilenen bir sürü insan vardı.bir şeyler söylüyorlardı Ahmet'e ama Ahmet ne söylediklerini biliyordu bu yüzdende önemsemiyordu ve aklı kendini zamandan daha önce seven kadindaydi.bir bar tezgahı gri bir holun olduğu tarafa geçti yanında biri daha vardı ama onun kim olduğunu biliyor ve yüzüne bakmıyordu bile ama bu kızıl saçlı kadın...ona bakıyordu hemde herseyini kalbinin içini bile biliyor olmasına rağmen.kadife siyah bir kumaşla tezgahın karşı duvarı kaplanmıştı.tezgahin önünde çekilmiş halde dağınık bırakılmış bir kaç sandalye vardı.buyuk salonun sahne arkası gibi bir yerdi bura.o kızıl saçlı kadın Ahmet tarafından reddedilmiş miydi yada bazı şeyler için ihmal edilmiş miydi orası kesin değildi ama bir şekilde kadın Ahmet tarafından uzaklastirilmisti ve burda Ahmet'i görünce... bu kızıl saçlı güzel kız üzgündü..yine uzaklastirilacagini düşünüyordu Ahmet kadının tüm düşüncelerini nasıl hissediyordu bilmiyordu ama durum aynen böyleydi işte.birileri söylemeden hissederek biliyordu...sanki eskiden yaşadığı bir olayı yeniden yaşamak gibiydi...ama degildi de çünkü içinde sonunun nasıl biteceği ile ilgili büyük bir endişe vardi.kadin Ahmet'in onu sevmeyecegini mi dusunuyordu yada arada başkaları mi vardı bunu bilmiyordu Ahmet ama bu kadından uzak durmayacakti bu sefer.kadini kalabalık içinden ayırıp birlikte Hole geldiler yanında bir kaç kişi daha vardı onlara bakmiyirdu ama Ahmet yüzlerini hatırlamıyordu yada.holün sonunda birden herkese herşeye rağmen kadıni öpmeye başladı bu bir susayişi gidermek gibiydi.hayati boyunca böyle bir şey hissetmemisti.dudaklari dilleri arasında hayatları birbirlerini bulup mevsimi bahara ceviriyorlardi.icindeki tüm olumsuzlukları yok edip tüm korkuları kovaliyorlardi.gokyuzune yükseliyordu belkide suanda...Ahmet