Şu an çok sinirliyim ve dünden beri kitaba yorum yazmak için sabırsızlanıyorum. Haksızlık da etmek istemediğim için biraz iyi yanlarından bahsedeceğim önce.
Öncelikle kitap süper akıcı ve aslında 734 sayfa olması insanı hiç yormuyor. Ayrıca yazarın yaşının klasik Wattpad yazarlarından üstünde olduğu daha olgun olduğu da belli oluyor. Dilinde yer yer çiğlikler olsa da müptelanın diğer kitapları düşünüldüğünde fena sayılmaz. Hem yazarın 'duruca, kokuluca' gibi kelimeler kullanması az da olsa özgünlük katmış. Yazarın adını neden Işılca'ya çevirdiğini anlayabiliyorum.
Kitap aslında on beş yaşındaki kuzenimindi ve bu kitabı tam yedi kez okuduğu ve bayıldığı için merak edip okumaya karar verdim. Ama kitabın ömrümden yediğini, zaman zaman midemi bulandırdığını, sinirden beni uyutmadığını belirtmem gerek. Aslında bir kitabın bu kadar duygu uyandırması iyi bir şey olabilirdi ama duygularımın sebebi kitabın muhteşemliği değildi tahmin edersiniz ki. Tabi kimsenin ne yazması gerektiğini söylemek bana düşmez. Böyle bir konuda yargı belirtenin karşısında ilk ben olurum. Ancak yazdığınız kitapları 14- 15 yaşındaki çocuklar okuyor hayran oluyorsa biraz sorumluluk almak lazım diye düşünüyorum. Devamı
expectokitabum.blogspot.com.tr/2017/05/kole-is...
Herkese Merhaba
Son zamanlarda okumaktan büyük keyif aldığım bir kitap ile geldim. Başta sayfa sayısı göz korkutucu gelmiş olsa da sular seller gibi aktı gitti kitap. Öyle çok sevdim ki ne
Aşk bir kralı bile köle yapabilir
Ve bir köleyi kraliçe gibi hissettire bilir.
Yazarın kalemini beğendim sadece kitabın yarısından çoğu yatakta geçiyor bu yüzden cılkı çıkmış
Okadar ayrıntıya girilmeden yazılsaydı çok daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum ama yazarın duyguları anlatım şekli güzel
Mutlaka okunması gereken bir kitap değil ama bu tür ayrıntıları seven ve aşk çok yoğun yaşanmalı diyenlere tavsiye ederim iyi okumalar.
Roman gelecekte yaşanıyor 24.yyda dünyada 13 krallık hakim ve bu krallıklar da 1 krala bağlı bı kralın varisi prenste Edward.yakisikli güçlü ve jaymienin efendisi...evet kölelik geri dönmüş o yıllarda...fakat romanda asıl köle bu aşkla kölesine bağlanan prens Edward aslında.cook büyük bir aşk ve gerçek bir tutku.okudugum en güzel romanlardan biri belkide en baştaki bu.sonuda mutlu bitiyor her zorluğa rağmen aşkın gücü hepsini aşamalarına yetiyor.nefes kesen bir roman çok duygusal ve akıcı.
Kitaba başladığımda açıkçası bu şekilde bir ilişki olacağını düşünmemiştim. Evet, bir prens ve kölesi arasındaki aşkı anlatacağını biliyordum ama kitapta aşkın ufacık bir zerresi dahi yoktu. Ya da yazar ve benim aşk anlayışlarımız birbirinden oldukça farklı... Bir erkek aşık olduğu kadını her türlü kötülükten korumak ister, üzerini çizerek söylüyorum ki ona vurmaz ya da psikoljik olarak eziyet etmez, aşık bir erkek sevdiği kadına bakmaya kıyamaz. Kitaptaki erkek karakter olan Edward kendi nasıl istiyorsa, ne şekilde bir aşk istiyorsa öyle ilişki vardı kadın karakterle arasında ve ilişki köle-efendi ilişkisinde öteye geçemedi. Aşk romanı değil hiç olmadı bu yüzden. Sevdiği kadını intihara sürükleyen bir erkek nasıl olur da o kadını hala sevdiğini söyleyebilir bir türlü anlam veremiyorum. Ayrıca roman olay ya da konudan çok Edward'ın arzularına odaklanmış durumdaydı. Ben kitabın birçok yerini atlamak zorunda kaldım bu nedenle. Kadın bedenini bir et parçası olarak nitelendiren bir erkeği ve onun her isteğine boyun eğen bir kadın okumak oldukça zordu çünkü. Kitabı sonuna kadar okumamın sebebi ise kitabın bir yerden sonra bu duruma son vereceğine olan inancımdı ama olmadı. Saplantılı bir arzu okumak istiyorsanız kitap bu duruma oldukça uygun.
Bazı kitapların konusu okuyana göre değişiyor. Yani algı da seçicilik, bu da öyle bir kitaptı. 24. Yüzyıl başları diye başlayınca basım hatası zannettim. Değilmiş tabiki. Bir prensin köleye ölümüne aşkı, toplum kuralları ve insanların dünya da özgürce yaşadığı bir çağda krallıkla yönetilen ütopik bir ülkeden bahsediliyor. Aşk ve masal olmasının dışında satır aralarını okumak daha zevkliydi. Yani İnsanın insan olduğu, köleliğin ne kadar canilik ve haksızlık olduğu, özgürlük için verilen mücadelelerin zorluğu işin içine aşk karışınca tam bir kaos oluyor. Aslında kitabın kahramanı bence Marion du. Prens ya da jaymie değil. Davranış ve karakter olarak kraldan bile asil bir duruşu vardı. Akıcı bir dili olan yazar sayfa sayısına rağmen kitabı sıkılmadan çabucak bitirmenizi sağlamış. Ve kitaptan bir sözle bitirelim," hayal ettiğin kadardır herşey..." iyi okumalar...
Konusuna gelince ;Savaşlara dur diyen bir adam, insanları barışa doğru adım adım götürürken dünya monarşiyle yönetilmeye başladı. Dünya küllerinden tekrar doğarken, çağın ve teknolojinin gerisinde kalınması monarşi rejimi ile yönetilen insanlar üzerinde hakimiyet kurmayı kolaylaştırdı.Teknoloji sınırlandırıldı ve yenilikler gözetim altında tutuldu.O kaosta göz ardı edilen köleliğin kanunlarla yasal hale gelmesiyle insanlığın yüz karası yüzyıllar boyu süre gelen bir ıstırap haline gelir.
*
*
___________
Bu dönemlerde Kraliçenin bir oyunuyla başlayan Prens ve onun güzeller güzeli kölesinin aşkı damgasını vurur. *
*
____________
Bir tarafta Prens Edward'ın dünyayı karşısına alıp yüzyıllar boyunca süre gelen köleliği kaldırmak için savaş vermesi,diğer taraftan Jamie 'nin ne kadar aşık olursa olsun Prens Edward'a ve kendi
ailesine zarar gelmesini istemediği için kendini feda eder.
*
*
_______
Kitabın sonlarındayım ve olaylar ne duruma gelicek gerçekten çok merak ediyorum . Teşekkürler
734 sayfalık kitabı elime aldığınızda gözünüz korkacak diye lütfen hiç düşünmeyin bile. Bir kere yazarı Işıl Parlakyıldız . Yani onun kitapları su misali akar aktıkça da alır götürür sizi kelimelerinin anlattığı yerlere. Duygu ve Alim'den sonra bu kitabı da kesinlikle yanıltmadı beni. Yine muhteşem ötesi tutkulu bir aşkı kendine has uslübu ile anlatan yazarımız harika bir roman yazmış. Buyurun zevkle okuyun.
Bu kitabı sevdim mi nefret mi ettim bilmiyorum sanırım her ikisi de. Jamie'nin suskunluğu ve Edward'ın intikam hırsı, siniri beni deli etti. Ve kitapta bölüm olmaması da ayrı bi sinir etti beni sevmedim. Konu olarak fazla begenmesemde ve karakterlere sinir olsam da kitap kendini okuttu 734 sayfa su gibi aktı gitti resmen. Ben elimde günlerce sürünür diyodum ama yazarın dili öyle akıcıydı ki elimden bırakamadım.
Kısaca söylemek gerekirse kitap orta şekerdi. Kitap akıcı bir şekilde ilerliyor. Yazar bazı yerlerde tekrara düşmüş gibi ama siz yine de bir fırsat verebilirsiniz:)