"Kahkahaların Evi'nde yeni bir gün başlarken Efe'nin gözleri de fıldır fıldır komik bir oda arayışındaydı. Bütün odaları dikkatlice incelerken “ Hayal Mucidi Olma Odası” yazan bir kapı gördü."
"Hayat durmuştu âdeta sokaklarda. Bina mezarlığı, araba mezarlığı ve insan mezarlığı iç içeydi, karton misali birbiri üstüne yığılan evler, demir yığınından başka bir şey ifade etmeyen küle dönmüş arabalar... Her şeye rağmen yaşamak için bir şeyler yapıyor, sağa sola koşuşturuyordu insanlar. Günün hattâ haftanın belirli saatlerinde sokağa çıkılıyordu. "
İnsan nasıl ki bilmediği bir işi yapamazsa severken de aynıdır. Tanımadığı kişiyi sevemez! Tanımadan sevdiğini iddia ederse tanımaya başladıkça sevdiğini zannettiğini anlayacak mutlaka."
"Komik anılar , başkalarına anlatıldığında onları da güldürebilirdi. İşte buna Kahkahalar Evi'nde “Gülücük Zıplaması” deniyordu. Gülücükler burada yüzden yüze zırlardı.Gülücük, zıp diye bir yüze sıçrarsa, o yüze de kahkahalar attırırdı.
Kahkahalar Evi'nin her yerinde , zıplayan gülücüklerle karşılaşmak mümkündü."