"Kahkahalar Evi mi ? Hoppala, kahkahalar evde durmaz ki ! Kahkahalar da bizim gibi evlerinde bilgisayar mı oynayacak ? Benim odam gibi odaları mı olacak? Bu çok tuhaf olmaz mı ? Çörek yiyen kahkahalar, uykusu gelen kahkahalar , annesiyle babası işe giden kahkahalar... Hıh! "
"Sokaktaki bütün çocuklar, Efe gibi balkona çıkmış, palyaçolara bakıyorlardı. Palyaçolar bir yandan, çocuklara el sallıyor, bir yandan da dans edip şarkı söylüyorlardı :
"Kucak dolusu kahkahalar getirdik size , Haydi çocuklar, Kahkahalar Evi'ne !
Neşeli neşeli seslerle , hiç bitmeyen sevinçlerle ,
Hep birlikte kahkahalarla gülmeye !
Haha Hihi Hehehehehe!"
" Sevgili Nihat,
Bu satırları yazmak benim için kolay değil. Ama başka bir yol bulamadım. Bazen gitmek, kalmaktan daha az acıtır evladım. Bunu anlamanı bekliyorum ama bir gün sen de büyüdüğünde neden böyle yapmak zorunda kaldığımı belki anlarsın."
"Ne olursa olsun birbirinize iyi bakın..." diye mırıldandı. Nihat, annesi o sözleri, o zaman söylediğinde nedenini anlamamıştı. Ama artık biliyordu. Bu onun vedasıydı. Annesi gitmişti ama geride bırakmak istediği şey , birbirine destek olan bir aileydi. "