#bugüngeriyekalanhayatımınilkgünü ve #yaşamadanölmeyeceğim kitaplarının yazarının üçüncü kitabı Artık Bensiz Asla
İlk iki kitabı kadar şahane bir roman Artık Bensiz Asla. Yine bir kişisel gelişim romanı. Muhteşem bir kurgu şahane bir çeviri , Gülşah Ercenk emeğinize sağlık.
Yan Pasaj Yayınevi benim çok sevdiğim yayınevlerinden biri ve bu ay yayınevinden çıkan iki kitaba yer verdim okuma listemde .
Gelelim kitaba :-) Constance , daha küçük bir çocukken aslında gelecek yaşamına dair bir karar vermişti . Lakin geçen zaman ve yaşanılanlar onu bu yolundan saptırmış ve aslında hiç olmak istemediği birine dönüştürmüştü .
Başarılı bir avukattı evet ama ...
Constance uzun zamandır hayalini kurduğu seçkin hukuk firmasındaki ile kabul edildiğini öğrenmişti ancak sözleşmeyi imzaladıktan sonra ilginç bir deneme sürecine tabi tutulacağını öğrendiğinde hayal kırıklığına uğrasada yakın dostları onu bu deneyimi gerçekleştirmesi için teşvik ederler .
Deneme sürecinde ; kilometrelerce süren uzun bir yol olan Santiago de Compostela yolunu yürümesi gerekmektedir . Bu yolculuğa çıkıp çıkmamayı , hattâ defalarca vazgeçmeyi düşünsede sözleşmesi gereği en az bir haftalığına bu yolu yürümesi gerekmektedir . Nihayet hazırlanıp yolculuğa başladığında bambaşka bir dünya ile tanışır Constance.
Bir taraftan hiç istemediği bir yolculuk, diğer tarafta bağımlılık derecesinde bağlı olduğu evli sevgilisi Lucas ile aralarının bozuk olması her şeyi daha da içinden çıkılmaz hâle getirir .
Bu zor yolculuğun başında tanıştığı Manon ve Louisa, ilerleyen yolculukta ona yol arkadaşlığı yapacak ve özellikle Louise, onun sevgiye , hayata , aşka bakış açısını değiştirecek bir mentör olacaktır.
Bu zorlu ama bir o kadar da keyifli yolculukta Constance aslında kendine doğru yol alacak , en derinlerine
"Ne var ki can kuşunu ten kafesinden uçuramamış , dünyada iken kendi öz uykusuna uyanamamış hiçbir nefer de ; şüphesiz bir başkasına yol gösteremez ! Önce kendi küvezinde kıyam , evvelâ kendi kabuğundan çıkış! "
Tahta Kurdu; uzun zamandır merak ettiğim kitaplardan biriydi .
Kitabı bitirdiğimde ise ben ne okudum böyle demekten kendimi alamadım .
Çok ilginç bir konu , merak uyandıran bir kurgu , iç içe geçmiş yaşamlar...
Okunması kolay ama anlaması biraz zor bir eser .
Kitap Gotik Edebiyat'tan öğeler barındırsa da bu çok baskın değil daha çok gerçeküstü bir anlatım mevcut .
Kadınlar üzerinden para kazanan bir adamın karısı için yaptırdığı evde geçen dört neslin hikayesi Tahta Kurdu.
Hikâyeyi annaanne ve torun anlatıyor . Ötekileştirilen insanlar , cinsiyet ayrımcılığı ve şiddet sarmalından ortaya çıkan öfke , kin ve nefretin ele geçirdiği, özellikle de ailenin kadınlarının mahkum oldukları bu evden gidememeleri , gitseler bile muhakkak geri gelmeleri , geçmişin gölgesinde yaşamlarına devam etme çabaları sembolizm ve metaforlar kullanılarak anlatılmış.
Geçmişin yüklerinin ve duyguların miras bırakıldığı, nefret , kızgınlık ve öfkenin yeni nesillere aktarıldığı bir döngünün yaşandığı ailede ,kendi adaletlerini kendilerinin sağlaması gerektiğine inanan kadınlar....
"Bu ailedeki herkes bu yüzden ölmüştü ya kendi nefretleri ya da başkalarınınki ama hep nefret yüzünden."