Livaneli ….
Coğrafyasını o kadar güzel tanıyor ki. Ülkesinde yaşanmış, yaşanabilme kapasitesi yüksek olayları nokta atışıyla buluyor. Ve bunu tüm kitaplarına en güzel şekilde yansıtıyor. Ülkesini, insanlarını, olayları tek tek birbirine harmanlıyor. Mesela mutluluk kitabında doğuda yaşanan dramı anlatmıştı farklı farklı karakterlerle, yine Leyla’nın Evi’nde çok farklı coğrafya insanını İstanbul’da harmanlamış ve müthiş bi öykü çıkarmıştı. Bu kitabında da bizim sağcılarımızı, solcularımızı ve günahsız ama siyasi suçlarla suçlanmış Anadolu insanımızı alıp İsveçe sürgüne götürmüş ve yine orada Iraklısı, İranlısı, Çinlisi, Flipinlisi gibi gibi bir sürü milletten mülteciyi bir araya toplayıp buluşturmuş. Çok heyecanlandırıcı bir hikaye değildi ama yinede fena sayılmazdı. Sadece sonunu biraz daha şoklamalı beklerdim. Çünkü yer yer acaba yaşlı adam Clara’nın babası mı çıkacak ters köşe mi yapacak diye çok bekledim açıkcası. Bir de kitapta farklı bir yol kullanmıştı benim hoşuma gitti. Bölümü önce yazarın ağzından öykü şeklinde okuyoruz sonra ana karakterin kendi anlatımıyla arada süslü cümleler olmadan şeffaf bir şekilde direk karakterin zihninden dinliyoruz. Zaten yazarın sonuyla karakterin sonu bambaşka :) ikisinide dene tarafını seç olmuş :)))
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim şimdiden.