Arkamızda nice dramı ve acıyı bırakarak ayrılıyorduk Doğu Türkistan'dan. Yıllar boyunca duyduğumuz, dinlediğimiz ve okuduğumuz şeyleri yerinde görüp gözlemlemiştik. Vakıa, inkâr olunamayacak biçimde ortadaydı. Şimdiye kadar ilme'l-yakîn olarak işittiklerimiz, artık ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn şuurumuza kazınmıştı. Bundan sonra, Doğu Türkistan'da yaşananlar, herkese duyurmak ve anlatmak üzere bize emanetti. Şahitliğimizi en adil biçimde aktarmak, omuzlarımızda bir vazifeydi.
Çin'de hayatın her alanı anonslarla düzenleniyor. Her yerde mekanik ve biteviye bir sesin tekrarladığı anonslar, talimatlar, bildiriler... İnsanın asabını bozan, sinir sistemini mıncıklayan ama aynı zamanda devletin mutlak kontrolünü de sürekli başa kakıp hatırlatan bir sistem... Yolumuzun düştüğü ücra Uygur köylerinde daha boğucu biçimde hissetmiştik bunu. Bana "Çin'in tek bir kelimeyle özetle" deseler, kullanacağım kelime şu olurdu: anons!
Sünneti ve ilmi geleneklerimizi devre dışı bırakarak, sadece Kur'an üzerinden İslam'ı yaymaya çalışan her fert ve hareket, kaosun bir parçası olmaya mahkumdur.
Hayat çok kısa, zaman hızla akıyor, vakit az. Çabuk olmalısınız. Vakit geç olmadan daha kaliteli, daha iyi, daha faydalı bir insan olabilirsiniz. Kendin için, ailen için, vatanın, ülken, devletin için... OKU, DÜŞÜN, DEĞİŞ ve DEĞİŞTİR...
Muhiti, 1933'ün ilkbaharında, hazırladığı güçlü orduyla Çin işgal yönetimine karşı kapsamlı bir isyan başlattı. Aynı dönemde Doğu Türkistan'ın Hoten şehrinde Mehmet Emin Buğra önderliğinde bir isyan hareketi daha patlak vermişti. Tarım Havzası'nın kuzeyinden ve güneyinden yanan özgürlük ateşleri, 12 Kasım 1933 günü Kaşgar'da Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti'nin kurulmasına vesile oldu. Mahmut Muhiti, bu kısa ömürlü devletin savunma bakanlığına getirildi. 225