Y.A: Maddi açgözlülük diye bir şey yoktur. Tüm açgözlülükler manevidir.
G.A: Tüm istekler, arzular, hırslar manevi midir? Asla maddi olamazlar mı?
Y.A: Hayır. İçindeki Efendi her durumda yalnızca ruhunu tatmin etmeni ister. Başka şeye ihtiyacı yoktur. Diğer meselelerle hiç ilgilenmez.
G.A: Hadi ama! İnsan başkasının parasına gözünü diktiğinde bu, açıkça maddi ve iğrenç değil mi?
...Y.A:...Onu, sana getireceği ruhsal tatmin nedeniyle arzuluyorsun. Eğer bunu yapmayı başaramazsa, değerinin de kaybolduğunu keşfedersin.Buna örnek olarak üzücü bir hikaye var. Adamın teki köle gibi, dinlenmeden, tatmin olmadan çalışıyordu. Sonunda kendine servet oluşturmayı başardığında mutluluktan havalara uçtu. Fakat bir hafta sonra gelen veba, sevdiği herkesi hayattan koparıp onu yapayalnız bıraktı. Böylece parası tüm değerlerini kaybetti. Neşesinin paranın kendisinden gelmediğini fark etti. Asıl sebep, parasını boca ettiği zevkler ve hazlar nedeniyle, ailesinin hissettiği mutluluğun ruhsal tatmin sağlamasıydı. Paranın maddi değeri yoktur. Eğer manevi değerini çıkarırsan, arkada sadece posası kalır. Her şeyde durum aynıdır. Küçük ya da büyük, görkemli ya da önemsiz, fark etmez. Hiç istisna yoktur. Taçlar, asalar, peniler, el yapımı mücevherler, çevrede ün salmak, dünya çapında şöhret... Hepsi aynı. Hiçbirinin maddi değeri yok. Ruhu tatmin ettiklerinde çok kiymetliler, bunda başarısız olduklarında on para etmezler.