KİRPİ EDEBİYAT VE DÜŞÜN DERGİSİ || 12. SAYI
Herkese selam,
Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi 12. Sayısında Türk sinemasının ilk kadın film yönetmeni ve sinema oyuncusu Cahide Sonku bulunuyor.
1919 yılında dünyaya gözlerini açan Türk sinemasının İkarus'u 62 yaşında hayata veda edince cenazesi Muhsin Ertuğrul Şehir Tiyatrosu'nun sahnesinde yapılan törenin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir. 1933 yılında Söz Bir Allah Bir filmiyle yıldız olmaya başlayıp 1971 yılında son filmi Yeşilçam Sokağı ile kariyerini noktalamıştır. 1940 yılında yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul'un yaptığı Şehvet Kurbanı adlı filmde canlandırdığı bar kadını rolüyle sinemadaki yerini iyice güçlendirmiş, 50'ler yıldızının parladığı en doruk yılları olmuştur.
Cahide Sonku temalı bu sayıda 'Ah Cahide Vah Cahide' isimli öykümle ben de varım. Trajikomik bir öykü olmakla beraber toplumumuzda yaşanılan bazı sığ düşüncelerin de mesajını vermeye çalıştım.
Kirpi Dergisinin 12nci sayısında sadece Türk sinemasının en parlak yıldızından bahsedilmiyor tabii ki. Şiirler, öyküler ve derginin sonuna doğru Sayın Funda Ergenekon'un, yazarımız Hatice Dökmen ile yaptığı söyleşi de bulunuyor. Oldukça samimi ve keyifliydi. Kısacası genel olarak keyif alacağınız bir Kirpi sayısı daha diyebilirim.
BU ÖYKÜLER BİTMEDİ || DUYGU DEĞİRMENCİ
"Yarım kaşan öykü yoktur, o öykü o kadardır, bilmeden."
Herkese selam,
Birbirinden farklı ama bir o kadar da benzerlikleri bulunan öyküler okudum. Gerçekten de bu öyküler bitmedi ya da öyle bitmemeliydi.
Hayatımıza giren insanların mütemadiyen bizimle olacağının yanılgısına düşenler, Kirke gibilerinden çare arayanlar, kayıplarıyla mağduru oynayanlar, isyan edenler, aşkı başka bilenler ve niceleri.
Ceyda'sıyla başlayıp Kiraz teyzesiyle devam eden on dört farklı hikaye. Uzun zamandır öykü kitabı okumuyordum. Okurken sesli tepkiler verirken yer yer dişlerimi sıktığım kısımlar da oldu.
Trajik hikayelerin belki de beni en etkileyeniydi Gülistan'la Gülcan'ı. Ne denir ki? Sığ zihniyetlerin kurbanları hiç bitmeyecek. Yazar zaten öyküleri anlatış biçimiyle bile bir şeyler geçiriyor okura.
Hayatın ne kadar da içinden, ne kadar da aynısı dedirtti. Gözü, kulağı kapatmamak lazım. Farkındalık önemli şey. Gülcan gibilerini haberlerde görüp kanal değiştirmemek, Kiraz teyze gibilerini bir başına bırakmamak gerek. Bakmak başka, görmek, duymak başka, hissetmek, empati yapmak bambaşka. Kimsenin hikayesi yarım kalmasın. Herkes kendi hikayesinde mutlu ve huzurlu yaşasın.
Ben sevdim. Okunmasını tavsiye ediyorum.