İnanın insan diyecek bir kelime bulamıyor bu kitabı bitirince. İçimde öfke, üzüntü, sinir, acıma o kadar çok duyguyu bi arada hissettim ki. Bir kadının hayatı bu kadar değersizlestirilmesi nasıl acı verici. Ahh Nazan nasıl seni savurdular ordan oraya.
Kitapta El kızı Nazan, kaynanası Hacer, kocası Mazhar ve oğulu Haldun ile konakta yaşamaktadır. Buna ne kadar yaşamak denirse. Oğuluna bir türlü yakıştıramadığı Nazan'ı her gün ezen psikolojik şiddet, dedikodu ve iftara atan kaynana Hacer'in bir aileyi nasıl darma duman ettiğini görüyoruz.
Nazan, annesiz babasız teyzesinin yanında büyümüş duyguları bastırılmış bir kadın. Kocasını sevdiğini söylemek bile edepsiz kadın imajı yarattığını düşünen birisi. Bu hayatta ki tek rolünün temizlik, yemek ve ailesindekilere hizmet etmek olduğunu sanıyor. Seni okurken o kadar sinirlendim ki neden diye. Niye kendini savunmuyorsun diye. Sonra hala böyle insanların olduğunu, hala böyle yetistirilen kızlarımızın olduğu aklıma geldikçe icimden bir sey koptu gitti.
Mazhar, aslında çok vicdanlı ama annesinin duygu sömürüsü yüzünden hep yanlış ve hızlı kararlar alan biri. Hayattan ne istediğini bilmeden hareket edip, peşinden sürüklediği Nazan'ın hayatının mahvolmasında annesi kadar o da suçlu.
Hacer, sen bu hayatta insanın başına gelebilecek en kötü anne ve kaynanası. Türk milletinde "kaynana" kelimesi eşinin annesinden çok, gelinine eziyet eden, onu sevmeyen eş anlamına geldiği inanılır. Ve tam olarak bu o kadın. Türk milletinin "kaynana" deyince akla gelicek bir türden. Okudukça insanı çıldırtan cinsten.
Türk filmi tadında mükemmel bir kitap. Orhan Kemal'in ağlayarak yazdığım dediği kitabı bende ağlayarak okudum.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma