-Sende bir hastalık var. Köşelere saklanıyorsun, kendinin bile ardına gizleniyorsun artık.
-Varoluşumu köklendiren bir melankoli kaldı. Ondan vazgeçemem, bırakamam onu bir başına.
-Ama o seni yalnızlığa terkediyor. Eriyorsun Aleksandr, yatağın bile kabul etmiyor artık seni. Gömleklerin sapsarı oluyor sırtında.
-Hayır, melankoli sessizliğe konuşma imkanı veriyor. O sessizliğin konuşabildiği tek yer, o bir başınalık. Anlamıyorsun! Anlamadığın için böyle bir yerde mutlu olduğunu sanıyorsun.