İnce altın varaklar var üzerimde, dedi Prens, onları bir bir sokup şehrimin yoksullarına vermelisin; yaşayanlar her zaman altının kendilerine mutluluk getireceğine inanırlar.
Sevgili küçük Kırlangıç dedi. Prens, bana akla hayale sığmaz şeyler anlatıyorsun, ama erkeklerle kadınların çektikleri acıdan daha akla hayale sığmaz bir şey yoktur. Yoksulluktan daha büyük bir sır yoktur.
Mutlu Prens derlerdi baja, gerçekten de mutluydum , eğer zevk içinde yaşamak mutluluksa . Öyle yaşadım öyle öldüm. Sonra da, ben öldükten sonra heykelimi buraya, böyle yükseğe diktiler; şehrimin bütün çirkinliğini şehrimdeki bütün yoksulluğu görebileyim diye ve kalbim kurşundan da olsa ağlamamak elimden gelmiyor.
Bu kent kasketini fırlatamaz havaya. Bir kerecik olsun fırlatmayacak!
Çünkü kendiliğinden oluşmuş bir kentin doğal eğilimleri, halkının içgüdüsünü yansıtan, hemen kestirebilen akla yakın yokuşları, çıkmaz sokakları yoktur burada. Burada her şey insan elinden çıkmıştır. İnsan zoruyla.