Matmazel Noraliya'nın koltuğu, onun yalnız kendi ben'ine değil, bütün benlere, mücerret ben'e isyandır. Bütün dinlerin, fakirlerin ve politikaların tarihi bu isyanın tarihidir.
Bir aralık aklımı da gaip ettim. Hiçbir ümide malik değilim. Yazmak lüzümsuzdur. Sıkıntımdan bu defteri açtım. İki gün sonra Ada'dakı eve taşınacağız. Karşısı denizmiş, arkası çamlık. Su, ağaç, duvar, virane, çöplük, hepsi birdir. Ben her şeye küsmüştüm. Aklımı kaybettim de neden anı sonra buldum. Delilik çok fena şey. Velakin akıllılar için böyledir. Memnunlar için bu bir rahatlıktır. Yoksa aklını kaybetme nedir? Akıllı, sevmediği dünyadan kaçıyor. Anın abese tahammülü yoktur.
Ferit anladı ve güldü. Azîz de gülerek devam etti: Tecrübeniz size mahsustur. Dün geceyi siz yaşadınız. Matmazel Noraliya bir labaratuvara daveti kabul etmedikçe ve her isteyen bilgine görünmedikçe bugünkü beş duyu ilmi ona inanmamakta mazur olacaktır . Böyle bir metot, realitenin en kaba görünüşünden daha fazlasına inanmaya gücü yetmeyen bir basitliktedir. Ondan ilim değil, teknik doğar.
Belki daha serbest olduğum gün, daha sebest düşüneceğim. Şimdilik alıştığım metoda bağlı kalarak müşahedelerimi kontrol ediyorum. Yukarıdaki koltuğu daha evvel görmemiş olduğunuza inanabilirim, fakat bunu kabul edemem.