Bir başka kez, gene aynı yolculuk sırasında, gene aynı okyanus geçilirken, gece de aynı biçimde birdenbire inmiş, ana güvertenin büyük salonunda, Chopin'in bir valsi yükselmişti, gizlice ve gayet yakından bilirdi bu valsi, çünkü aylar boyu öğrenemeye çalışmış ama hicbir zaman doğru düzgün çalmayı becerememişti, annesi piyanoyu bırakmasına bundan razı olmuştu. O geceyi , o geceler ve geceler arasında yitip gitmiş geceyi genç kız işte bu gemide geçirmişti hiç kuşkusu yoktu bundan, bu iş olduğu zaman, ışıltilarla aydınlanmış gökyüzünün altında Chopin'in bu müziği yükseldiği zaman orada bulunmuştu. En ufak bir esinti yoktu ve müzik, gökyüzünün neyle ilgili olduğu bilmeyen bir buyruğu gibi, Tanrı'nın kaynağı belirsiz bir isteği gibi, simsiyah gemide dört bir yana yayılmıştı. Ve genç kız da kendi canına kıymaya, kendini denize atmaya gidecek gibi doğrulmuştu, sonra ağlamıştı, çünkü şu Cholenli adamı düşünmüştü ve birdenbire, onu aşkla sevmediğinden kuşku duymaya başlamıştı, aşkı öykünün içinde kumlarda sular gibi yitip gitmişti de onun için görmemişti, fakat şimdi , denizin ortasında müziğin yükseldiği anda yeniden buluyordu onu... ve sonsuza kadar da onu bulacaktı...