Fatih Gezer’in kitaplarıyla, son romanı Firuzan’ı okuyarak tanıştım. Yazarın Ölüler Kıraathanesi adlı romanı, Vedat Türkali İlk Roman Ödülü’nü almış, okuma listelerimize eklensin.
Romanda kuşakların hikayesi kadınlar üzerinden anlatılıyor. İlk bakışta bireysel gibi görünen acıların, hikayelerin içinden biraz uzaklaşıp bakınca aslında toplumsal bir trajedinin parçası olduğunu fark ediyoruz okurken. Bu iki düzey, bireysel ve toplumsal olan, öyle iç içe geçmiş ki; insan okurken toplum yapısını, kültürü, geleneği ve kendi kişisel sınırlarını daha çok anlamaya çalışıyor.
Ama her durumda en çok zarar gören elbette yine kadınlar oluyor.
Yazarın dili çok samimi ve kendine özgü bir sadeliğe sahip, gösterişsiz. Fakat beni hazır olmadığım derinlikte bir sorgulamaya itti:
"İnsan gideceği yeri bilmeyince, ait olduğu yeri keşfeder."
Bu cümle üzerine çok düşündüm. Vazgeçmek ve gitmek mi? Kalmak ve mücadele etmek mi? Çaresizlik?
Genişletmek mi derinleşmek mi? Hayat bazen bizi bu seçenekler arasında bırakıyor bizi. Teslim olmakla direnmek, boyun eğmekle savaşmak; bazen birbirine ne kadar yakın.
Öncelikle Ölüler Kıraathanesi ve sonra diğer kitaplarıyla Fatih Gezer'i okumaya devam edeceğim.