Altmış-yetmiş yaşında anlıyorsun ki bir bahçe ve bir ev, rahatın için, rastlantı sonucu ya da şıklık olsun diye yaşadığın yerler değildir ama onlar senin bahçen ve evindir. Kabuğu nasıl midyenin bir parçasıysa onlar da senin bir parçandır.
Sana zaman yitirmenin hiç de kötü bir şey olmadığını hatırlattığım zaman müthiş irkiliyordun. En çok da hayatın bir koşu değil, hedefi vurmak olduğunu söylediğimde dehşete kapıldın; önemli olan zamandan tasarruf değil, bir hedef bulmaktır.
Çok uzun yaşadığım ve pek çok kişi yitirdiğim için artık biliyorum ki ölüler yokluklarıyla değil de söylenemeden kalan sözler yüzünden keder verirler asıl.
"Felaketten ve ıstıraptan bahsediyoruz." dedi Peter. "Halbuki, biri bana esaretten evvel olduğu gibi mi kalmak istersin, yoksa çektiklerini tekrar yaşamak mı istersin? diye sorsa Allah aşkına bir kere daha esaret ve at eti diye cevap veririm. Alışılmış yoldan ayrı düştük mü, her şeyin mahvolduğunu sanırız; halbuki hakikat ve iyilik, yalnız orada anlaşılır. Hayat var oldukça, saadet de var olacaktır. Daha, gelecekten beklediğimiz çok şey var."