Uzun zamandır okuduğum en iyi kitap…
Koku – Eksikliğin Yarattığı Deha
“İnsan her zaman kendinde olmayanı arar.”
Patrick Süskind’in Koku romanı, benim için sadece bir hikâye değil; insanın eksikliğinden doğan dehanın anlatısıydı.
Grenouille’u bir canavar olarak değil, eksikliğinin peşinde koşan bir dahi olarak gördüm.
Kokusuz doğmuştu, ama bu yokluk onu diğer herkesten farklı kıldı.
İnsanlar kokularıyla yaşarken, o kendi kokusunun peşinde bir ömür harcadı — çünkü insan her zaman kendinde olmayanı arar.
İdam sahnesinde onu gördüğümde şaşkına döndüm. Ölümle yüzleşecekken, tek bir damla kokuyla bütün insanlığı dize getirdi.
O anda korkmadım, tiksinmedim; sadece hayranlık duydum. Çünkü o, kazanmak için değil, var olmak için yaratmıştı.
Grenouille hiçbir zaman yaşamaktan kaçmadı; sadece insan olmayı reddetti.
Ve belki de bu, onu yok eden değil — ölümsüz kılan şeydi.
Kitap bittiğinde içimde garip bir sessizlik kaldı.
Sanki Süskınd bana “kusursuzluk insani olduğunda anlam kazanır” demek istedi.
Grenouille’un hikâyesi bana eksiklikten doğan gücü hatırlattı; çünkü bazen insanı insan yapan şey, tamamladıkları değil eksik bıraktıklarıdır.