Gogolün ölü canı

Gogolün ölü canı
@Blablablablablaa
Belki de toprak öğretecek bize ölü görünen her şeyin aslında canlı olduğunu.
230 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·264 syf.·
2025 9. kitabı
Uzun zamandır okuduğum en iyi kitap… Koku – Eksikliğin Yarattığı Deha “İnsan her zaman kendinde olmayanı arar.” Patrick Süskind’in Koku romanı, benim için sadece bir hikâye değil; insanın eksikliğinden doğan dehanın anlatısıydı. Grenouille’u bir canavar olarak değil, eksikliğinin peşinde koşan bir dahi olarak gördüm. Kokusuz doğmuştu, ama bu yokluk onu diğer herkesten farklı kıldı. İnsanlar kokularıyla yaşarken, o kendi kokusunun peşinde bir ömür harcadı — çünkü insan her zaman kendinde olmayanı arar. İdam sahnesinde onu gördüğümde şaşkına döndüm. Ölümle yüzleşecekken, tek bir damla kokuyla bütün insanlığı dize getirdi. O anda korkmadım, tiksinmedim; sadece hayranlık duydum. Çünkü o, kazanmak için değil, var olmak için yaratmıştı. Grenouille hiçbir zaman yaşamaktan kaçmadı; sadece insan olmayı reddetti. Ve belki de bu, onu yok eden değil — ölümsüz kılan şeydi. Kitap bittiğinde içimde garip bir sessizlik kaldı. Sanki Süskınd bana “kusursuzluk insani olduğunda anlam kazanır” demek istedi. Grenouille’un hikâyesi bana eksiklikten doğan gücü hatırlattı; çünkü bazen insanı insan yapan şey, tamamladıkları değil eksik bıraktıklarıdır.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Reklam
Alacakaranlik
Puan vermedi·116 syf.·
2023 179. kitabı
Yine ülkesi tarafından yasaklanan, eserleri sansürlenen bir yazar zaten dunyanin her yerinde böyle değil mi ? Kim olursa olsun hafif baş kaldıran herkesin başı ezilmiyor mu? Sadık Hidayet 17 Şubat 1903 tarihinde Tahran'da dünyaya gelmis ve bu kentteki Fransız Lisesi'nde eğitim görmustur. 1925 yılında eğitimini sürdürmek amacıyla Avrupa'ya gitmiş. Bir süre diş hekimliğine ilgi duyduysa da mühendislik okumak için diş hekimliğinden vazgeçmis. Daha sonra mühendisliği de yarıda bırakmış ve tüm hayatını Batı Edebiyatı çalışmalarına ve İran tarihi ile folklorunu araştırmaya adamış. ülkesinin geri kalmisligi yönetimdeki sorunlar, Sadık Hidayet’i eleştiri yazıları yazmaya itmiş. Bu eleştirilerin hedefi çoğunlukla monarşi ve ruhban sınıfı olmuş zaten bu yüzden de eserleri yasaklanmıştır. halkın körlüğü ve her şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmesi zamanla yazarı içinden çıkılmaz bir buhran ve melankolige itmistir. ALACAKARANLİK yedi oykuden oluşuyor ilk öykü S.G.L.L. , üreme yetisini yok edecek bir serum. Şehvet duygusunu tamamen ortadan kaldırıyor. Ancak, kişinin bedensel ve zihinsel sağlığına zarar vermiyor. Böylece şimdiki nesilden sonra kimse doğmayacak ve insan soyu kendi kendine yok olacak. Cinsellik, haz, ve aşkın olmadığı bir dünya nasıl olurdu? İnsana bunu düşündüren bilim kurgu-ütopik bir öykü Erkeğini Kaybeden Kadın; Kadınların peşinden mi gidiyorsun?  Unutma kırbacı; Zerdüşt böyle dediydi.  F. Nietzsche Zerrinkülah kocası tarafından terk edildigi halde onun peşinden giden acıyı ve gördüğü şiddeti özleyen mazoşist bir kadın. Perde Arkasındaki Bebek: Fransa'da eğitimini yarıda bırakan içine kapanık asosyal bir genç, cinsel istek ve arzularını cansız bir mankende bulur ve bütün gerçeği bu cansız manken olur. Dua: Öyküde, Zerdüştçülerin ölüm törenleri konu ediliyor
AlacakaranlıkSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20181,067 okunma
Puan vermedi·99 syf.·
2023 168. kitabı
Nilgün Marmara ; Sylvia Plath'in gizdökümcü akımı ve yazarın intihari üzerine yaptığı kısa ve tadında bir analiz. Nilgün Marmara nin böyle bir analiz yapmasıni ben "intihar zinciri " olarak adlandırıyorum intihara meyilli her insan intihar eden kişilerin hayatlarını merak eder okur ve analiz eder. Bu bir algıda seçicilik olabilir kişi önce başkalarının intiharın analiz eder sonra kendi intiharınin analiz konusu olur. Analiz konusu analizi yapan kişi ve analizi okuyanlarin ortak bir noktası var. Biraz daha bir şeyler yazacam da yemek yapmam lazım yaaa. ( yemek işi tamam. İncelemenin ruhunu bozmuş olabilirim ev kızı olmak zorr zanaat argadaşlar. ) Sylvia Plath, Amerikalı bir yazar. Gizdökümcü şiir akımının temsilcilerinden biridir . En bilindik eseri yarı otobiyografik romanı Sırça Fanus'tur. ilk feminist kitap olarak bilinir( ben okumadım. Feminist kiraplar okumayı sevmem.) Plath hayatı boyunca baba sevgisizliği, anne ilgisizliği sebebiyle ileri derecede manik-depresif bozuklukla bogusmus. Farklı intihar girişiminlerinde bulunmuş belirli bir dönem akıl hastanesine yatırılmış ( misssss) lakin akıl hastanesi ise yaramamış olacak ki yazarımız 1963 yılında uyku ilacı içtikten sonra kafasını açmış olduğu fırına koyarak hayatına son vermiş. İlginç bir intihar olmuş. Temelinde sevgisizligin yattığı ve toplum dinamigi içinde kendine avuç kadar yaşam edinememis bir kadın. Sevgisizlik, Sevgisizlik, Sevgisizlik... kötü çocuksun Sevgisizlik her kötü şeyin kaynağı sensin . Üzdün.
Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında AnalizNilgün Marmara · Everest Yayınları · 20241,482 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2023 1. kitabı
Üniversitesideyken bir iki kere dayatma ile okuturdukları bu kitaptan zamanında hiç bir verim alamamıştım. Bu da baskı ve zorlama ile hiç kimseye hiçbir şeyi sevdiremeyecegimizin kanıtı olsun. Lakin dün itibariyle kendi gayet özgür irademle elime alıp biraz da irdeleyerek okuduğum bu kitabı, yurttaşım diyebilecek herkese tavsiye ediyorum. İsteyerek okursanız verim alırsınız arkadaşlar. Petrov 20.yüzyıl başında Rusya’nın en tanınmış papazlarından, en çok okunan halk yazarlarından birisidir. Görüşleri nedeniyle kiliseden kovulduktan sonra kendisini tamamen yazarlığa vermiş, gazeteci ve hatip olarak kitleleri etkilemeyi sürdürmüştür. Ekim Devrimi gerçekleştiğinde ülkeden kaçmak zorunda kalmis ve Yugoslavya ' ya yerleşmiş. Yugoslavya 'da pek çok eser kaleme almış. Eserleri, Sovyet döneminde ülkesi Rusya’da yasaklanmıştır ancak Türkiye’de etkili ölmüştür ve o dönemdeki aydınlarını etkilemiştir. Zaten etkilememesi mümkün değil yoktan var etmenin en güzel örneği diyebilirim. Neyse kitabın içeriğine gelecek olursak "Beyaz Zambaklar Ülkesi" genel itibariyle toplumsal olarak Finlerin nasıl kültürel değişim yaşadıklarını, nasıl bir gayretle her şeyi güzelleştirdiklerini anlatıyor. İki milyonluk Finlandiya’nın muhteşem kalkınma ve gelişme hikâyesini konu etmektedir. Kitapta bataklık ve kayalıklar arasında yer alan, doğal kaynak fakiri bu küçük ülkenin ayağa kalkarak, yoksulluktan kurtulması ve siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan gelişmiş bir refah toplumuna dönüşmesinin hikayesi anlatılmaktadır. Kitaptan alıntıdır; Snelman bir Fin aydınıdır ve konuşmalarında aydınlara şöyle sesleniyordu : “ Aydın olmak gösterişli bir kıyafet giymek yahut kolalı bir yaka ve modaya göre şapkayla dolaşmak değildir. Aydınlar halkın beynidir. Aydın olarak sizlerin vazifesi halkın zekasını, vicdanını,
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,6bin okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2022 273. kitabı
Bu zamana kadar okurken çok çok eğlendiğim iki kitap var; biri Cervantes'in Don Quijote, biri de aha bu Murtaza. O kaaaadar keyifli bir kitaptı ki bitsin ıstemedim. Kıyamayıp günlere ayırıp okumak istedim ama mümkün değil eğlenmeye nasıl ihtiyacım varsa kitabi elimden düşuremedim. Gayet akıcı bir kitap tabiri caizse tek solukta okunacak amaaaa etkisi bana göre bir ömür sürecek lezizzz bir şaheser... Daha kitabin başındayken bu da bizim Don Quijote dedim, kaldı ki yazarımız da kitabin belirli yerlerinde Murtaza' yi Don Quijote benzetmistr. Don Quijote gibi, Murtaza da değişen toplumsal ya- pının, insan ruhunu zedeleyen sonuçlarının bir kurbanıdır. Murtaza gülünç duruma düşme pahasına toplumun değişimine direnen, aklın, mantığın, teknolojinin, kapitalizmin değil, saf insanlık halinin yanında duran bir karakterdir.( aslında karakter demek de doğru bir tabir değil çünkü Murtaza, kendi coğrafyasini aşmış dunyaya mal olmuş bir tip haline gelmiştir.) Don Quijote da Murtaza'yi da hasta olarak nitelendirirsek ki bana göre değil. Çünkü her iki tip de hastalık adı altında hasta düşmüş toplumla savaşıyor. İnceleme biraz Don Quijote - Murtaza benzerlikleri gibi oldu ama hali hazırda her iki kitabi okuyanlarımiz bilir, Don Quijote kitap boyunca yel degirmenleri ile savaşırken bizim Murtaza da değişen toplumsal yapının içinde gitgide eriyen cahil u cühela halk ile savaşti durduuuu. Her iki kitap da güldürdü, yüreğimizi burktu, bizi kırdı, üzdü, düşündürdü... düşündursun dee olmayan uykularımiz biraz daha kaçsın.
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,570 okunma
Reklam