II.Murat ordu ve devlet kuruluşlarını öyle bir düzene soktu ki, yerine geçen oğlu II.Mehmet bunlara dayanarak yeni fetihler yaptı ve imparatorluğu hem doğuda hem batıda genişletti.
Aydın, Saruhan ve Karaman beylikleri ile karşılaştırılınca Osman Gazi ve soyundan gelenlerce kurulan Osmanlı Beyliği'nin başlangıçta kendi çapında olan diğer beyliklerden üstün bir yanı yoktu. Osmanlılar Kuzey Frigya'da Eskişehir ve İznik arasında Domaniç Dağı'nın kuzeydoğusunda Söğüt'e kadar uzanan yamaçlarındaki yaylalara yerleşmişler, sonra orta Anadolu yayalasından batıya açılan geçitlere doğru yayılarak tarih sahnesine sessiz bir biçimde girmişlerdi.
Selçuklular, Bizanslılara karşı Miryokefalon Zaferi'ni kazanmışlar; böylece Malazgirt Zaferi'nin ardından bir yüzyıl geçmiş olmasına karşın hala bu konuda kuşkusu olan Türklerin, Anadolu topraklarında geçici değil kalıcı olduklarını, tesadüfi bir biçimde ülkeye yerleşmediklerini bu ülkenin fatihi olmaya geldiklerini kesin bir biçimde göstermiştir. Zira Ön Asya bir süre sonra Türkiye olarak adlandırılacaktır.
Görkemli anıtlara sahip olan, zenginliği ve sarayının ihtişamıyla göz kamaştıran, gerçek bir bilim ve düşünce ocağı olarak kabul gören Kurtuba'yla yarışabilecek o dönemde bir tek Bağdat ve Konstantinopol vardı.