İnsanları "çok önemli kişiler", "önemli kişiler",
"önemsiz kişiler" diye sınıflandırmak için zaman ve enerji harcamayın. İstisnasız; ister çöpçü olsun
ister bir şirketin genel müdürü sizin için
herkes önemlidir. Bir insana ikinci sınıf muamelesi
yapmak size birinci snıf sonuçlar kazandırmaz.
Ancak, Hristiyanlık ve İslamiyetin "tarih felsefeleri"nde bu iki dinin
inananlarına göre iki peygamberin, yani Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in
kimlik ve kişiliklerinin farklı olmasından kaynaklanan önemli bir farklılık mevcuttur. Hıristiyanlığa göre, Hz. İsa, Tanrı'nın oğludur, Tanrı' dır ve Babası tarafından insanlığı kurtarmak üzere dünyaya gönderilmiştir.
Dolayısıyla İsa'nın inişi ve çarmıha gerilmesiyle birlikte Tanrı, ebedi olarak insanla barışmış ve tarih, nihaî olarak kurtuluşa veya daha iyiye doğru bir istikamet almıştır. Oysa Müslümanlara göre Hz. Muhammed bir
insandır, sadece bir insandır ve yalnızca Tanrı'nın bir kuludur; onun görevi sadece insanları uyarmaktır (tenzir). Başka bir ifadeyle Hz. Muhammed
bir kurtarıcı değildir ve hatta geleneksel anlayışa göre onun Tanrı nezdinde insanlar için şefaatçi olma gibi bir özelliği bile yoktur. Bunun bu iki dinin insanlık tarihine genel bakışı açısından ne kadar önemli bir farklılık meydana getireceğini tasavvur etmek zor değildir. Bundan hareketle
Hıristiyanliğın tarihin genel akışı, istikameti bakımından daha iyimser, daha ilerlemeci bir görüşe sahip olacağını, İslamın ise bu açıdan ona, yani tarihe, tarihin genel akışına karşı deyim yerindeyse daha tarafsız veya kayıtsız bakacağını söyleyebiliriz. Hatta İslamiyette Hz. Muhammed'den itibaren tarihin akışıyla ilgili bir karamsarlık, kötümserlik anlamında bundam fazlasının bile söz konusu olabileceğini düşünebiliriz.