Pek az kişi de vardır yıldızlara benzer,belli bir yörüngede ilerler durur,hiçbir rüzgar varamaz yanlarına,kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.
Çevresindeki dünyanın eriyip kendisinden uzaklaştığı, gökyüzünde bir yıldız gibi tek başına kaldığı andan, bir üşüme ve umutsuzluğun üzerine çullandığı bu andan, sıyrılıp çıktı Siddhartha , öncekinden daha çok Ben'di, daha bir sıkıca toparlanmıştı. Bu, en son ürpertisiydi uyanışın, Siddhartha hissediyordu bunu, en son kasılması ile doğumun.
Bir başkasının yaşamı konusunda yargıda bulunmak bana düşmez!Bir tek kendim,yalnızca kendim için bir yargıya varabilir,bir şeyi seçer ya da yadsıyabilirim.
Ama yollar kendisini ne kadar Ben’den uzaklara alıp götürse de,bir yerde durup ileri geçmiyor,onu yine alıp Ben’e getiriyordu.Siddhartha isterse binlerce kez Ben’den kaçıp gitsin,hiçlikte yaşasın,hayvanda,taşta kalsın bir süre,sonunda yine Ben’e dönüşün elinden kurtulamıyor,vakti gelince yine kendini bulmaktan kaçamıyordu,güneş ışığında ya da mehtapta,gölgede ya da yağmurda yeniden Ben oluyor,Siddhartha oluyor ve zorunlu çevrimin sıkıntısını duyuyordu yine.