Serinin ikinci ve son betiğinin Öz Türkçe adı Kaytımsızlık Oturağı: Görüşçüler olup kurguda öğrencilerimizin oturağdan kurtulmanın yolunu ararken oturağa gelen gizemli deniz karakçıların tutsağı olurlar. Onlardan kurtulmak için akılı mı cesareti mi ve yeteneği mi kullandılar?
Sizce tutsaklıktan kurtulmak için hangisi daha gereklidir? Zekâ mı, yetenek mi? Yoksa cesaret mi? Belki de hepsinden biraz... Kişiler; zekâ, yetenek ve cesareti bir arada kullansalar ıssız adayı metropoliten şehire dönüştürürken deniz karakçılarından ve metropoliten şehre dönüştürdükleri ıssız adadan tereyağımdan kıl çekmek gibi kurtulurlar çünkü paraya tapmayan öğrenciler olduğundan dolayı.
Hiç kimsenin beklemediği bazı gelişmeler her şeyi değiştirdi. Hepsi özel yetenekler ve becerilerle donatılmış sekiz kişilik Türk takımının önünde şimdi olimpiyatlardan çok daha farklı ve zorlu bir sınav vardı. Kahramanlarımız sorunları çözmek için en çok hangisine ihtiyaç duyacaklarını keşfetmek zorundalar: Zekâ mı, yetenek mi, cesaret mi? Sence hangisini seçerek zorlu sınavı geçip olimpiyatlara katıldılar mı? Gelin bu sorunun yanıtını bu seriyi okuyarak öğrenelim.
Bir yanda zorlu sınavı aşama geçtiklerine tanık olup diğer yanda zor durumda yıldız gibi parlayan Türk mizahisiyle bu serüvende sıkılmayacak bir yolculuğa çıkacaksın. Hele de yol arkadaşlarından biri Bekir ise o yolculuk %100 eğlenceli geçeceği garantilidir çünkü gırgır şamatayı sevenler için tam uyumlu bir arkadaştır Bekir.
Oldubittiye getirilen seride mantık hatası olarak kullanılan yöntemin kurgunun başında kurgulanmazken son sahnede kullanması kurguya yayından kaldırılmış dizi etkisi vermiştir. Bence kurgu üçüncü betikte ayakları sağlam bir şekilde yere basarak tamamlandırılır çünkü oldubittiye ve yayından kaldırılmış dizi etkisi;