Bu uzun öyküde helal para kazanmayı, dürüst olmayı, Tanrı için iyilik etmeyi ve ahi geleneğini başarıyla anlatılırken kalemin duygulu olduğunu bir kez daha görüyoruz. Ayrıca küçük bir balanın yaşamın zorlukları karşısında verdiği mücadeleyi anlatıyordu. Anlatımı sade, balalara yaşama karşı bir bakış açısı sağlayabilecek uzun öyküyü okurken özümden de çok şey buldum. Uzun öyküde işlenen temalar olmasa da aynı mücadele ve aynı olayı yaşadım.
Ahmet ailesini geçindirmek için mecburi olarak İstanbul'a gelirken ben de aile ve yaşadığım şehirin psikolojisinden kaçmak için Manisa'ya isteyerek geldim. Ahmet; İstanbul'da tamamen yabancı olsa da ben de Manisa'da iki kişi tanıyordum yani tamamen benim için yeni bir yer gibiydi. Belde gibi bir ilde sıkılabileceğim kağıt üzerinde yazılıyken yeni mücadelemde bu sıkıcılığı hiç yaşamadım. Ayrıca da o iki kişiye bel bağlama algısı gütmeden bir süreç yaşadım.
Ahmet, İstanbul'da inşaat işçilerin takıldığı bir kahvede rastlantı olarak tanıştığı İbrahim Usta sayesinde yaşamın geçindirecek altın bileziğe doğru gideceği yola girerken ben de Manisa'da Kürşad Mithat Özkan sayesinde yeni mücadeleye nerde başlayacağımı araştırken Manisa'nın pahalılığı ve orada geçinmede zorlanacağımı öğrenince merkez ilçelerden birinin ilçe milli eğitim müdürü, Saruhan'ı önerirken o an kalbimin sesi Turgutlu dediği için ona Turgutlu olur mu diye sorunca aslında Manisa'da ikinci tanıdığım noktada olmayı istedim.
İbrahim Usta sayesinde Ahmet'in altın bileziği kazanacağı Demirci Ali Usta'nın yanına yerleşir. Ben de Turgutlu'da yeni yola girerken Kürşad Mithat sayesinde o ilçede tanıdığım gibi altın yüreğe iye olan Ahmet Demirel'i tanıdım. Belki de Ahmet'in Ali Usta'nın yanında kaldığı gibi onun yanında kalamadım ama onun iş yaşamındaki yol haritası bana haklı