Efendimiz' ın günlük hayatındaki alışkanlıklarıni, mübarek ahvalini, hılye-i şerif i (dış görünüşünü) konu alan bir kitaptı. Birçok kaynak ile desteklenmişti sahih olduğu belliydi. Anlatımları çok açıktı , ara ara kızımla bile okuyabildik :). İtikadı ehli sünnet olan herkesin hayat rehberi olmalı. Zaman zaman istifade edilmeli ve yalnızca rafta kalmamalı. İnsanlara maddi ve manevi imamlık yapmış, lider olmuş kimseleri görmediğimiz hatta görenleri dahi görmediğimiz için böyle mevzuları idrak, hayat programına geçirmek hep zor oluyor fakat böyle kaynaklar yol gösteriyor.
Rutin oluşturmanın sıkıcı ve zor olduğu düşünülürken bu kitap bize yaradılış yazılımımızı öğreterek alışkanlık kazanmaya teşvik ediyor. Alışkanlık kazanmanın yalnızca idealist insanlar için değil herkes için elzem olduğundan, kazanılan her alışkanlığın zaman kazanmada, verimli yaşamada rolü olduğundan ve aslında farketmeden iyi kötü birçok alışkanlığın emrinde olduğumuzdan bahsediyor.
Kitap bittiğinden beri işlerimi yoluna koyarken daha istekliyim. Zihnimdeki yanlış kodları buldum, yerine daha doğru ve kullanışlı kodlar koydum ve en önemlisi zihnimin zaten buna hazır olduğunu farkettim. Kendimizi tanımadan, küçük hamlelerle bunalımdan çıkabileceğimizi bilmeden yaşayıp yaşlanıyoruz. Hayatımızın düzene sokulması, içimizdeki algoritmayı da hizaya getiriyor. Tüm bunlardan habersiz yaşamak kendimize haksızlık değil mi?
Muhteşemdi. Tam aradığım kitap...
İnsan kendini tanıma yolculuğundayken bu kitap insana kendini öğretiyor. Çok karışık mevzular çok da basit anlatılmış.
Sürükleyici üslubunu ve yer yer doğruları itiraf etmesini beğendiğim bir kitap olsa da okumadan ölünebilir. Çünkü Ömer Hayyam gibi birini zil zurna sarhoş anlatması, bazı kısımlarda Türkler'i kötülemesi, Hasan Sabbah gibi dünyadaki ilk uyuşturucu baronunu ve din tahripçisi olan Cemaleddin Efgani'yi sofu anlatması sinirimi bozdu. Cemaleddin Efgani'nin komik foyalarını Ahmed DavudoğluDini Tamir Davasında Din Tahripçileri kitabında gayet net ortaya dökmüştü. O foyaları okuyan biri olarak şu sefil adamın DİN REFORMİSTİ BİR ŞEYH (!) olarak övüldüğü satırlar ve Ulu Hakan Abdulhamit Hân' ın ona göz açtırmaması üzerine bir de o uyduruk adamın "Abdulhamit deli" dediği satırlar bana kitabı yaktıracaktı ama ev tutuşmasın diye yakmadım.
Bir yere kadar Ömer Hayyam 'ın zekasından başarılarından bahsetmesi çok güzeldi lakin sonradan cümleler zıvanadan çıktı. Okumayın ya gerek yok.
Okuduğum en sempatik en kibar aşk romanıydı. Mıç mıç üslubuyla bunaltan romanlardan değildi. "Güzel sevebilme" nin, severken karakteri kaybetmemenin, bencilce değil, fedakarca kıymet verebilmenin örneğini gösteren bir kitaptı.Yazarın dili hiç sıkmıyor, bir çırpıda bitirtiyor Her cümlesi alıntı ve öğüt niteliğinde fakat kitaba odaklanmaktan alıntıya zaman ayırmak istemedim. Kitap bittiğinde bir huzurla ayrılıyor okurundan ve elbette manałı bir hüzün bırakıyor.
Ah Ayhan...
Keşke senin kadar fedakar ve gönlü güzel olabilsek..