İki Dünya ArasındaMehmed Niyazi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.420
Gösterim
Adı:
İki Dünya Arasında
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
196
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754370893
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken
Mehmet Niyazi'nin bu romanı Almanya'da
okuyan bir Türk gencinin bir Alman kızına
aşkının hikayesidir. Eserde iki kültürün, iki
ayrı dünyanın arasında kalan iki yüreğin
çırpınışlarını bulacaksınız.
Hildegard, Margaret, Ayhan. Onların birbirleriyle olan dostlukları aşkları, yanlışları, yaşanmışlıkları cesaret edip yaşayamadıkları, gurbetin o soğuk havasında, iç yakan hikayeleri. Kendine bile itiraf etmekten çekindiği bir aşkı tüm imkanlar içinde imkansız hale getiren bir adam Ayhan. İç hesaplaşmaları ve bu hesaplaşmaları yaşarken içine düştüğü acı çukuru ,onu ızdırabın da daha fazlasına sürüklemişti. Hayat karşısına önce Margaret ‘ı sonra da Hildegard ‘ı çıkarmıştı. O iki dünya arasında gidip gelirken ellerinden iki farklı sebeple kayıp giden kadınların arasında kalmıştı, dostluk her daim baki kalacağından bunu tercih etmek ve ettirilmek zorunda bırakılmıştı. Selahaddin en yakın arkadaşıydı. Öyle ya yakın arkadaşı bile olsa kalp yangınlarına müdahale edemezdi. Oysa onu defalarca uyarmıştı aşka kapılmaması hususunda. Hayatı kıyısından köşesinden bir umutla yakalamaya çalışmış ama başarılı olamamış bir adam Ayhan. Hayat onun önüne mektuplardan bir demet hikaye sunmuş , hayaller sunmuş ve son mektupla yıkılmış bir dünyanın kapılarını aralamıştı. Kendi elleriyle sonunu hazırlamış ve başkasının elinden kendi hayatının sonunu okumuştu. Son mektup..
(Sizi bilmem ama ben bu kitabı okurken iki değil 4-5 dünya arasında kaldım..)
Bir arkadaşım mesaj attı sabah; Mehmed Niyazi vefat etmiş yazmış. Onun da sevdiği, okuduğu bir yazardı Mehmed Niyazi.

Ömrünün son demlerine dek evlenmemiş, kendini okumaya, yazmaya adamış bir adamdı. Çok üzüldüm; yaşı vardı, son yıllarında hastaydı. Tanışıp, sohbet etme imkanı bulduğum hatta birkaç kare fotoğraf çekindiğim biriydi. 2010 yılındaki o sohbetimizde, İstanbul’un fethi ve Fatih’le ilgili bir roman yazmayı istediğini söylemişti; nasip olmadı. Son romanı Tiryaki Hasan Paşa ve Kanije üzerineydi. Türk edebiyatının en güzel Çanakkale romanını o yazmıştı bence; Çanakkale Mahşeri.

Bu girişi yaptım çünkü bir edebiyat şaheseri olmasa bile beni çok etkileyen, benim için özel bir manası olan İki Dünya Arasında’yı anlatmak istiyorum. Vefatı vesile oldu…

İki Dünya Arasında’yı 1998’in yaz mevsiminde okumuştum. Üzerinden uzun zaman geçtiği için, 1000 kitap’ta üç-beş cümle kadarlık bir yorum yapmış ve “ Almanya'da okuyan bir Türk genci Ayhan ile Alman kızı Hildegard arasındaki aşk anlatılır. Ben çok etkilenmiştim doğrusu; birkaç gün etkisinden kurtulamamıştım.” yazmıştım. Zira kitabı 98’de okumuş, yorumu 2015’te karalamıştım.

Bir de alıntı yapmışım; Ayhan ile Hildegard’ın konuşmalarından;
'Ama sana yine de müteşekkirim. Bana her zaman yüreğimde bütün tazeliğiyle saklayacağım bir sevgi hediye ettin...'
Nemli gözlerinde derinleşen uçurum beni ürpertti.
'Yürekteki sevgi insanı avutur mu, dünyayı cehenneme mi çevirir? Hiç düşünmüyor musun?'

Aradan geçen 20 yıl sonunda, benim aklımda hep Hildegard’ın kendi elleriyle diktiği koyu sarı elbisesi var... O elbise kavuşamamak kokuyor, hüzün kokuyor. Gurbet ellerde kimsesizlik, gariplik kokuyor.

Romanın bir başka ilginç tarafı ise otobiyografik çizgiler taşıması. Hoca da tıpkı roman kahramanı Ayhan gibi, Almanya’da ( Köln ) eğitim görmüş bir Anadolu delikanlısıydı. Ona, 'Hildegard gerçekten var mıydı?' diye sorduğumda tebessüm etmiş ve , “vardı demek ki bir şeyler” demişti.

Bir de sonuyla ilgili bir şey diyeyim. ( İpucu sayılır mı bilmiyorum ama ) Romanın sonu, onu okuduğum 19 yaşımda bana çok acı vermişti; bugün artık 40’lı yaşlara yaklaşmış birisi olarak, acı ama gerçekçi buluyorum.

Velhasıl, İki Dünya Arasında deyince gönlüme bir sızı düşüyor; duru, tertemiz bir aşk hikayesi geliyor ve “İch heisse Ayhan und liebe Hildegard” diyesim geliyor.
"Peşin hükümleri kırmak, atomu parçalamaktan daha zor."
Cümlesi aslında kitabın özeti. Bu dünyada bir insanın mutluluğunu alabilecek olanlar aslında sadece sevdikleridir.
Harika bir kurgusu olan tipik Mehmet Niyazi romanı . Konu gayet güzel başlıyor ve kahramanlar karışmadan devam ediyor. Konuda bütünlük bozulmuyor bu sayede kitap kendini okuturken okuyucuyu hiç sıkmıyor.

Öte yandan alışık olmadığımız bir şekilde Mehmet Hoca konuyu önceki hikayelerinden ayrı seçmiş. Bir aşk hikayesi anlatılmış. Hemde gayet güzel bir şekilde anlatılmış. Yine tipik bir Mehmet Hoca özelliği olarak kitap mutlu sonla bitmemiş. Her zaman eleştirdiğim gibi "Türk sinemalarında bile olmaz" dediğimiz şekilde olan kaza belalar mevcut.

Her insanın bir dönem yaşadığı duygular gibi iddialı bir sözün hakkını vermiş kitap. Kitap kahramanın yaşadığı duygu boğulmalarını okuyucuya iyi aks ettirmiş.

Kafa dağıtmak değişik bir hikaye okumak okurken sıkılmamak için ideal bir kitap. Ama iddia ediyorum kahramana üzüleceksiniz.
Bence hikayenin özeti Selahattin'in, Hildegard ve Ayhan için söylediği "İki insan birbiri için ayrı yerlerde yanıyor." cümlesinde. Bu sözü, Margaret ve Ayhan açısından da aynen kabul etmek gerek.
Hikaye akıcı ve çok çabuk sizi içine çekiyor. Bazı bölümlerinde olayların sizin kafanızdan geçirdiğiniz şekilde olmaması şaşırtıyor.
İyi okumalar.
Yine bir solukta bir kitap..
Gurbette hukuk okuyan bir gencin aşk hikayesinde bahsediyor. Ömrümde bu kadar kötü sonla biten bir kitap okumadım.Her şey anlamsız artık. Sevipte kavuşamamak yeryüzünde ki en kötü şey olsa gerek.Kocaman bir şey oturdu içime. Nasıl uyunur bilmiyorum.
'...ama sen hiçbir ölçüye sığmayacak kadar farklısın. Güzelliklerin keşfedilmekle bitmiyor. Her güzelliğin, ardında bulunan bir yenisini müjdeliyor. Şiirle dokunmuş sonsuz bir kitap gibisin.'
Mehmed Niyazi
Sayfa 182 - Ötüken Neşriyat
Kimileri için mutluluklar yuvası olan bu dünya sana ıstıraptan başka bir şey vermedi mi!..
Mehmed Niyazi
Sayfa 141 - Ötüken Neşriyat
'Ama sana yine de müteşekkirim. Bana her zaman yüreğimde bütün tazeliğiyle saklayacağım bir sevgi hediye ettin...'
Nemli gözlerinde derinleşen uçurum beni ürpertti.
'Yürekteki sevgi insanı avutur mu, dünyayı cehenneme mi çevirir? Hiç düşünmüyor musun?'

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İki Dünya Arasında
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
196
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754370893
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken
Mehmet Niyazi'nin bu romanı Almanya'da
okuyan bir Türk gencinin bir Alman kızına
aşkının hikayesidir. Eserde iki kültürün, iki
ayrı dünyanın arasında kalan iki yüreğin
çırpınışlarını bulacaksınız.

Kitabı okuyanlar 79 okur

  • İsimle ateş arasında
  • Ümit Şahin
  • Pelin Cil
  • Seyma~
  • Feyza
  • Hatice Aci
  • İbrahim Soruhan
  • Zehra ÖRKEN
  • Talha
  • Ahmet

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%20.7
25-34 Yaş
%37.9
35-44 Yaş
%27.6
45-54 Yaş
%3.4
55-64 Yaş
%3.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.3
Erkek
%50.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32 (8)
9
%8 (2)
8
%32 (8)
7
%16 (4)
6
%8 (2)
5
%0
4
%0
3
%4 (1)
2
%0
1
%0