Tavan Arası

8,4/10  (14 Oy) · 
98 okunma  · 
12 beğeni  · 
1.009 gösterim
Bazı eşyalarımız vardır, önce atmaya kıyamayıp tavan arasına kaldırırız da sonra unuturuz hayal meyal hatırladığımız ve işimize yarayacağına inandığımız bir şeyi aramak için, paslanmaya yüz tutmuş kilidini açarız tavan arasının ve uzun bir ömre ait bütün eski eşyalarımızı orada buluruz, güzel ve çirkin, neşeli ve üzgün... Hemen bir şey alıp çıkmak için girdiğimiz bu yarı aydınlık ve tozlu mekânda her neye el atsak, bizi gülümseyen bir çehre ile karşılar ve biz hiç farkına varmadan, dimağımıza uzak hatıraların lezzetini bırakarak zamanımızı hızla eleyip geçer. Birkaç zaman sonra ne aradığımızı tam olarak biz de bilmez olmuşuzdur artık ve orada her neye el atsak bir anıyla karşılaşır, ayrı bir sahneye temas ederiz. Bir yerlerden bize tanıdık gelen eşyaların kimisi iyiden iyiye pörsümüştür de kimisi hâlâ yepyeni durur. Onun yeniliği ile bizim sahiplenme duygumuz arasında doğrudan bir bağlantı vardır aslında. Hatta onu antika değeriyle ölçenimiz yahut insan gerçekliğinin aksine, geçen zamana direndiği için eskisinden de değerli bulmaya başlayanımız bile olur. Böyle zamanlarda tavan arası, sandık sandık hazineler gibi kıymetli gelir bize ve o sandıkların kapaklarını açmak kadar heyecan verici bir hazzı daha evvel hiç tatmadığımızı fark ederiz. Her parçası yeni bir medeniyet, her eşyası eski bir kültürdür artık tavan arasının ve orada yolunu şaşırmış zamanın musdarip günleri bir bir dökülür üzerimizden, iksir bulmuş gibi dinç ve tazelenmiş olarak döneriz hayata. Tarihin loş ve tozlu koridorlarında yaptığımız yolculuk birkaç zaman dudağımızda buruk bir gülümseme olarak yaşar ve zamanla, ufukta kaybolan bir gemi misali uzaklaşır gider hayatımızdan...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2006
  • Sayfa Sayısı:
    343
  • ISBN:
    9789758950089
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

Salih Çermik 
12 Oca 21:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tarih, geçmişimizin aynası olduğu kadar geleceğimizin de habercisidir.

Tavan Arası, İskender Pala (Sayfa 228 - Kapı Yayınları - 12. Baskı)Tavan Arası, İskender Pala (Sayfa 228 - Kapı Yayınları - 12. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 21:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İmam Ebu Yusuf, çocukluğunda İmam-ı Azam'ın derslerine devam eder, ilim aşkıyla yanarmış. Ancak, yetim olan İmam Yusuf, annesinin zorlaması ile bir boyacı ustasının yanına çırak verilmişse de, o buradan kaçıp yine derslere devama başlamış. Annesi bir gün İmam-ı Azam'ın huzuruna çıkıp,
-Çocuğun sanatına neden engel oluyorsunuz? Kendisi bir bakır mangıra muhtaç yetimdir. Para kazanacak yerde senin yanında oturmaktan ne hâsıl olur? diye çıkışır. İmam-ı Azam cevaben;
-A kadın! Bu çocuğu boyacı etmekle ne yüz aklığı olur? Tahsiline engel olma ki, meclisimizde öğrendiği ilim sayesinde bir gün sana fıstık yağı ile pişirilmiş helva yedirebilsin, der. Anne ısrar edince de İmam-ı Azam, onun yevmiyesini kendi cebinden ödeyip derslere devamını sağlar. Aradan yıllar geçer. İmam Yusuf ilminde yegâne-i devran olur. Abbasi devletinin başına Harun Reşit geçer ve Bağdat'ta hüküm sürmeye başlar. Bu arada halife çok sevdiği eşi Zübeyde'ye incir çekirdeğini doldurmayacak bir sebepten kızmış ve hiddetle,
-Benim mülküm olan yerlerde bir gece daha sabahlarsan talakıselase ile benden boş ol, deyivermiş. O günün imkânlarıyla Abbasi ülkesi sınırlarından çıkabilmek ancak bir haftalık yolculuğu gerektirmektedir. Halifenin pişman olması uzun sürmez. Ancak yeminden geri dönüş de yoktur. Devrin bütün âlimlerini huzuruna çağırıp bu meseleye bir çözüm bulmalarını isterse de kimse işin içinden çıkamaz. Nihayet son çare olarak Ebu Yusuf huzura çağrılır. Halife durumu anlatır ve çare sorar. İmam Yusuf:
-Kolay. der. Hiç üzülmeyiniz hünkârım. Muhterem eşiniz bu gece bir mescitte sabahlasın. Yarın helaliniz olarak geri döner. Zira Kur'an ı Kerim de mescitler Allah'ın mülkü olarak tanımlanır. Gerçekten de Tevbe suresinin 17. ve 18. ayetlerinde mescitler "Allah'ın mescitleri" olarak anılmaktadır. Harun Reşit bu çareyi çok beğenir. Diğer âlimlere de sorup şeriata uygun olduğunu öğrenince İmam Yusuf'a ihsanlarda bulunur ve onu Bağdat kadılığına tayin eder. Zübeyde de yüz bin dirhem gümüş gönderir. Çok geçmeden İmam Yusuf ile Harun reşit arasında dostluk başlar. Sık sık sohbet etmeye başlarlar. Yine bir gün sarayda derin sohbet e dalmışken hizmetkârlar huzuruna helva getirip ikram ederler. Halife helvaya baktıktan sonra:
-Ya imam bundan bol bol ye. Çünkü fıstık yağından yapılmıştır ve bizde dahi her zaman pişirmezler. Bugün senin için yaptırdım. İmam bu söz üzerine elinde olmayarak güler ve yıllar önce annesi ve hocası İmam Azam arasında geçen konuşmayı hatırlar. Halifeye durumu anlatınca halife derhal büyük bir tabak dolusu helvayı Ebu Yusuf'un annesine gönderir.

Tavan Arası, İskender Pala (Sayfa 27 - Kapı Yayınları - 12. Baskı)Tavan Arası, İskender Pala (Sayfa 27 - Kapı Yayınları - 12. Baskı)