Bahçıvan ve Ölüm — Bir kitabı bitirip uzun süre sessiz kalmak istersiniz ya… İşte bu kitap benim için tam olarak öyleydi.
.
“Babam bir bahçıvandı. Şimdi bir bahçe…”
.
Daha ilk cümlesinden insanın içine işleyen bu kitap; yazarın hayatı boyunca idealize ettiği babasının varlığını, onun son günlerini ve yas sürecini oldukça sade ama derin bir dille anlatıyor. Büyük cümleler kurmadan, hayatın içinden seçilmiş kelimelerle insanın kalbine dokunmayı başarıyor.
.
En çok etkilendiğim cümlelerden biri ise şuydu:
.
“Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?”
.
Bu soru kitabı benim için başka bir yere taşıdı. Çünkü insan fark ediyor ki; hatırlamadığımız çocukluğumuzu, gençliğimizi bize anlatan, bizi bize veren çoğu zaman anne ve babalarımız…
.
Kitabı okurken bir başka şeyi daha düşündüm: Anneler için çok şey söylenir, yazılır. Peki ya babalar? Belki sevgilerini daha sessiz yaşarlar ama bir bakışlarıyla güven veren, uzaktan da olsa hep gözleri üzerimizde olan o güç hissi… Belki de baba, hayattaki dağdır.
.
“Korkacak bir şey yok…” diyerek vedalaşmış.
.
Benim için sadece bir baba-kız ya da baba-oğul hikâyesi değil; kayıp, hatırlanmak ve sevginin sessiz hâli üzerine çok etkileyici bir kitaptı.
İyi okumalar