‘Beni seviyor musun?’ demek, ‘Sen de benimle aynı hakikati görüyor musun?’ demektir veya ‘Bu hakikat seni de ilgilendiriyor mu?’
Başkalarının önemsiz gördüğü ama benim önemli bulduğum bir soruyu kal’e alan kişi, arkadaşım olmaya adaydır.
“Çünkü kalbiniz küçük şeylerin üzerine düşen çiy damlalarıyla hayat bulur.”
Aşıklar yüz yüze resmedilir, dostlar yan yana. Soruya cevabımızın aynı olması gerekmez.
Buse’nin karanlık koridorlarda geçen rüyasını anlattıktan sonra, “her arayan bulamaz ama bulanlar kaybolanlardır. Senin dolaştığın vadileri tanıyorum, kaybolsan da elini tutma ihtimalim var. Bir yamaçta ansızın karşılaşabiliriz. İkimiz de uçsuz bucaksız yolu, o inanılmaz yeşilliği arıyoruz..” diyor Kemal hoca.
“Kaybolmakta usta olmanız, bulunmayı ne kadar da keskin bir arzuyla istediğinizin deliliydi sadece. Kendini arayanların bazen en uzaklara gitmesi bundan olmalı..”
Devamlı düşüş ve kalkışlardan oluşan bir arama halidir diyor aslında hayat. Sonunda ‘olmak’ varsa kaybolmaktan korkma..
Kişisel gelişim okumayı sevmem. Fakat, yazarın deyişiyle kendimi, şekerin suya teslimiyeti gibi nasıl bir güvenle teslim ettiysem bu kitabın yapraklarına, bir çırpıda bitiverdi. Onlarca not, açılmış bir zihin ve muhabbet dolu bir gönül de cabası..