“Kalbimi okumayı unutursam eğer, bir el bana değsin ve harfleri yüzüme tutsun isterim. Hecelemeyi yeni söken bir çocukmuşum gibi, otursun biri yanımda ve bana okumayı öğretsin.”
Tek bir cümlesiyle ırkçılığa meydan okuduğu için öğrencilerinin saygısını kaybeden, sorgulanmaz denileni de sorgulayan, doğru bildiği değerlerin arkasında durmak için nefsiyle mücadele eden bir öğretmen konuşuyor burada.
Yılan dokunana kadar duacısı olanlardan değil, dokunduğunu gördüğü masumların da savunucusu olmaya çalışan bir ‘insan’ı dinliyoruz.
İnsana, ademoğlunu sesli sessiz harf harf, renk renk yaratana hamd, dedirtiyor. Okunur.
Artık Tanrı’ya inanıyorum, fakat beyazların zencileri mutlu ettiğine inanmıyorum, çünkü beyazlar Tanrı’yı kirli bir ticaretin aracı olarak götürüyor onlara.