Evet. Ben dalgasız bir gerçekliktense, aksine dalgalanma olasılığı bulunanı tercih ediyorum. Kendimi bu dalgalanmaya bırakmayı seçiyorum. Bunun anormal olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Bu da Watt gibi bilinçakışı tekniğiyle yazılmış bir roman. Fakat bu kitapla birlikte, Beckett’in sohbetvari, nüktedan ama bir o kadar da meşakkatli üslubuna alıştım hatta sevmeye bile başladım sanırım :)
Kelimelerle o kadar güzel dans ediyor ki, köşenizden hayranlıkla seyrediyorsunuz..
Küçük bir pasaj bırakayım mesela;
“Bir papağanı vardı, çok tatlı, en beğenilen renklerde. Onu sahibesinden daha iyi anlıyordum. Onu o kadının onu anladığından daha iyi anlıyordum, demek istemiyorum, demek istediğim, onu o kadını anladığımdan daha iyi anlıyordum.”:)
demek istediğimi anladınız mı :)
Bir gün celladımla buluşmayı kafama koyarsam, kanlı dizanteri bile engelleyemez beni, dört ayak üzerinde, bağırsaklarımı sıça sıça, küfrün bini bir para, dakikası dakikasına gelirim infaz yerine.
Size söylemiştim ya, işimi insan kardeşlerim bitirecek diye..
Yo, sizinki gibi kavramlar değildi bunlar, benim öteki kavramlarıma benziyorlardı, çırpınıp durur, kan ter içinde titrerlerdi, soğukkanlılık ve sağduyudan zerrece nasiplenmemişlerdi..