Değerlendirmemiz gereken çok fazla etkileşim, özellikle internet üzerinden ilişkiye geçtiğimiz çok sayıda insan var. Bugün sıradan bir gencin -internet de dahil olmak üzere- hayatı içinde kurduğu etkileşimlerin miktarı, sıradan bir zihin için ciddi bir yük oluşturuyor. Bu kadar yükün üstesinden gelmenin en iyi yolu da zihin ekonomisine çok yardımcı olan “etiketleme ve önyargı sistemi”ni kullanmak.
Önyargılar, zihinsel enerjiyi en az düzeyde kullanmamıza yardım ederek, bu enerjiyi (eğer varsa) daha önemli ve yaşamsal işlere yönlendirmemizi sağlar.
Mesela bir botanikçi değilseniz tabiattaki bitkileri “bu yenir, bu yenmez” gibi sınırlandırıp geçmek hayatınızı bir hayli kolaylaştırır.
Yararlı travmalar, keşke her travma bizi daha ileriye götürse....
Burada konuyu vurgulama sebebim, insanın gelişimi için özellikle sosyal çevresinden gelen olumsuz etkilerin nasıl olumlu bir işlev görebileceği üzerine farklı bakış açıları geliştirebilmeye yardımcı olabilmek.
Travmasız bir yaşam neredeyse mümkün değildir. Şu ya da bu şekilde, gelişim dönemimizde bizi olumsuz olarak az ya da çok etkileyen deneyimlerle çoğumuz karşılaştık. Bir kısmımız bunların hiçbir şekilde izini bile taşımıyor olabilir. Fakat azımsanmayacak kadar insan, kendisi farkında olmasa bile bu tip gelişimsel ve kültürel yaraların duyarlılığı ile yaşamak zorunda kalıyor.
Bunların varlığı fark edildiğinde ise olumsuz deneyim yahut travmalar, insanın gelişimi için birer basamak görevi görebiliyorlar. Elbette bu konu başlığı altında tartıştığımız travmalar, cinsel ve fiziksel istismar gibi ciddi yaraların dışında kalan daha düşük düzeyli travmalardır. Zira bu tip büyük yaraların etkilerini gidermek çoğu zaman oldukça güçtür, açılan yaralar çok ama çok derinlere işlemiştir.