Kadın bedeni diye düşündüm, ne kadar iğrenç bir icattır, nasıl bir dehşet ömür boyu kanamak, nasıl iğrenç bir yaradır, hiç kapanmayan, nasıl bir suç, neyin cezası, kefareti nedir? 
Kadın olmak istemiyordum. Her şeye tamam ama buna hayır! Kadın olmak, soğuk eller demek, ileride kendi soğuk ölümüne sürükleyip götüreceğin çocuklar doğurmak demek. 
Güç nedir, acı nedir?
Güç nedir, zayıflık nedir?
Birinin gücü aynı zamanda onun zayıflığı, bir başkasının zayıflığıysa gücü değil midir? Dünya bataklığa gömülüp kırmızı elmalar parlamaya başlayınca nasıl bir arzu ortaya çıkar? Bu muymuş gerçek yaşam, bunun dışında kalan her şey bir gizem saklamak için mi uydurulmuş? Bu yüzden mi çivilemişler insanlarını çarmıha, üstelik de sonsuza dek, ölüm her şeyi sona erdirene dek? 
Rahat bırak beni, etinle, kanınla, derinle ve saçınla gelme bana, olduğun biçimde kal, asla gerçek olma. Yaşamın urettigi tüm bu pisliğin içinde ağrıyan uzuvlarım ve bomboş kafamla gece gündüz seni beklemek istemiyorum.
Anne babanın ölümüyle insanın doğduğu toprak da yok oluyor belki, belki de tüm coğrafya bataklığın içinde kayboluyor. Sadece artık anne babası olmayanlar kendi isteğiyle yuvaya dönüyor.