Şimdi sevgi olmak bir şeydir, sevgiyle bir şey yapmak başka şeydir. Ruh olduğu şeyle bir şeyler yapmak için açlık duyuyor çünkü kendisini deneyimle bilmek ister. Ve kendisini aksiyonla gerçekleştirme yolları arar.
Bu dürtüye arzu deniliyor. Arzuyu öldürdüğünde Tanrı'yı öldürürsün. Arzu, Tanrı'nın "merhaba" deme isteğidir. Fakat Tanrı (ya da içinizdeki Tanrı) sevecen bir şey yapığında, Tanrı kendisini gerçekleştirmiş oluyor. Ve artık daha
fazlasına ihtiyaç duymuyor. İnsan ise, genellikle yatırımının geri dönüşüne ihtiyaç duyuyor. Birisini sevmek güzel ama ondan da sevgiyi geri almamız lazım.
Bu arzu değil, beklentidir.
İşte bu beklenti, insanın mutsuzluğunun kaynağı. İşte bu insanı Tanrı'dan ayıran şey. Feragat eden kişi Tanrı'yla ayrılığına, bazı Doğu mistiklerinin "samadhi" dediği deneyimle son vermek istiyor. Bu Tanrı'yla birleşmek, bir olmak, Tanrı'nın içinde erimek anlamına geliyor.