Ali

Ali
@Blueavian
instagram.com/ali._ozbk?igsh=... Thetahealing seans/bilgi dm
Bir ağaç, bir nehir, gökyüzü gibi kendi­mizin dışında olan bir şeyi algılamak daha kolaydır ama kendi­nize, bilincinizin içeriğine, zihninizin içeriğine, varlığınıza, yü­rüyüşünüze, düşüncelerinize, duygularınıza, depresyonunuza si­zinle onlar arasında hiçbir ayrım olmadan bakabilir misiniz? Ay­rım yoksa çelişki de yoktur. Ayrımın olduğu yerde çelişkinin olması zorunludur; bu bir yasadır. İçimizde gözlemleyenle göz­lemlenen arasında bir ayrım var mıdır? Eğer gözlemleyen kor­ku, açgözlülük ya da acıya çözümlenmesi, bastırılması, anlaşıl­ması, aşılması gereken kendisinden ayrı bir şey olarak bakıyor­sa, o zaman ayrım ve çelişkiyle mücadele ortaya çıkar.
Sayfa 33·Kitabı okudu
1K
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Anlaşılmayan ve çözümlenmeyen sorunlar insanın yaşamını çarpıtır. Çözüm aramaya başlamadan önce sorunu gözlemleme­yi bilmek sorunun aynı zamanda yanıt olduğunu görmek demek­tir. Koşullanmaların farkında olmak önemlidir. Algılamak gör­mek demektir. Bir ağaca baktığınızda ne görüyorsunuz? Sadece optik bir gözlemlemeyle mi bakıyorsunuz, yoksa ağacı isimlen­direrek; bu bir çam ağacıdır. diyerek mi bakıyorsunuz? Ağaca ağaç olarak değil, isim koyarak baktığınızda artık ağacı ağaç olarak görmezsiniz. Söz "şeyi" yadsır. Hiçbir sözcük olmaksızın bakabilir misiniz?
Sayfa 32·Kitabı okudu
1K
Yaramazlık yapan bir çocuğa yeni bir oyuncak verdiğinizde tümüyle kendini oyuncağa verir, sessizleşir ve oyuncağı keşfet­meye çalışır. Çocuk oyuncağa tümüyle yoğunlaştığı için yara­mazlık bitmiştir. Bizim de oyuncaklarımız var. Biz de yoğunlaş­tığımız zaman sessizleşir ve sakinleşiriz. Olağanüstü güzellikte bir doğa manzarasını seyrederken bir an için tümüyle sessizleşiriz. O güzellik içinde kaybolur, kendimizi unuturuz. İşte, o ken­dimizi unuttuğumuz anlarda güzelliği görebiliriz. Güzelliğin özü Ben'in yokluğudur. Meditasyonun özüne de Ben'i unutmak­la varılır.
Sayfa 23·Kitabı okudu
1K
Binlerce yıldır çelişkilerle, itaatle, sürü bilinciyle, taklit ede­rek, tekrar ederek yaşadık. Zihinlerimiz olağanüstü bir biçimde köreldi. Başkalarının söylediklerini tekrarlayan, ne söyleyip söylemediklerini tartışan ikinci el insanlar haline geldik. Kendi davranışlarımızdan öğrenme kapasitemizi ve enerjimizi yitirdik.
Sayfa 22·Kitabı okudu
1K
Bilincimizin içindekilere yakından bakmalıyız. Çoğumuz çocukluğumuzda yaralandık, incindik. Sadece evde değil, okul­da, üniversitede ve daha sonra hayatta da incindik. İncindiğiniz­ de etrafınıza bir duvar örersiniz. Duvarın arkasında gittikçe da­ha yalnızlaşır, daha fazla incinmemek için yollar arayan korku dolu, huzursuz insanlar haline geli rs iniz Bu incinmelerden do­layı davranışlarınız nörotikleşir. Bu da bilincinizin içeriğinin bir parçası olur. Şimdi, bu incinme denilen şey nedir? "İncindim" dediğinizde -fiziksel değil içsel, psikolojik olarak- ne kastedi­yorsunuz? Bu, kendiniz hakkında bir imaj, bir resim değil mi? Hepimizin kendimiz hakkında imajları var. Büyük insan olmak, alçakgönüllü olmak, tüm gururu, kendini beğenmişliği, gücü ve konumu ile önemli bir politikacı olmak, diplomalı olmak ya da ev kadını olmak, tüm bunlar kendi hakkınızda sahip olduğunuz imajlardır. Herkesin kendi hakkında imajları vardır, bu tartışıl­maz bir gerçektir. Düşünce imajı yaratır ve imaj incinir.
Sayfa 17·Kitabı okudu
1K