Bilincimizin içindekilere yakından bakmalıyız. Çoğumuz çocukluğumuzda yaralandık, incindik. Sadece evde değil, okulda, üniversitede ve daha sonra hayatta da incindik. İncindiğiniz de etrafınıza bir duvar örersiniz. Duvarın arkasında gittikçe daha yalnızlaşır, daha fazla incinmemek için yollar arayan korku dolu, huzursuz insanlar haline geli rs iniz Bu incinmelerden dolayı davranışlarınız nörotikleşir. Bu da bilincinizin içeriğinin bir parçası olur. Şimdi, bu incinme denilen şey nedir? "İncindim" dediğinizde -fiziksel değil içsel, psikolojik olarak- ne kastediyorsunuz? Bu, kendiniz hakkında bir imaj, bir resim değil mi? Hepimizin kendimiz hakkında imajları var. Büyük insan olmak, alçakgönüllü olmak, tüm gururu, kendini beğenmişliği, gücü ve konumu ile önemli bir politikacı olmak, diplomalı olmak ya da ev kadını olmak, tüm bunlar kendi hakkınızda sahip olduğunuz imajlardır. Herkesin kendi hakkında imajları vardır, bu tartışılmaz bir gerçektir. Düşünce imajı yaratır ve imaj incinir.