Düşünecek olursak, sözde uygar olan toplumlarda yaşam, Dreamer'in 'cehenneme en gerçek ve en uygun merhaba' diye nitelediği en vahşi törenlerden biriyle başlamaktadır. Acılar çekerek doğmuş, ameliyathanenin kör edici ışıkları altında doktorların heyecanlı sesleri ve annenin feryatlarıyla karşılanmış, poposuna bir şaplak yedikten sonra buz gibi çelikten bir yüzeye konulmuş olan bu yeni doğan böylece, ilk olarak korkuyla tanışır ve ilk izlenimini gerçek annesi sayarak, ıstırabın peşinden gider. Dreamer, "İşte o andan itibaren artık hiçbir şey korkunun acımsı tatlımsı tadından daha bildik gelmez," dedi. Sıradan bir insanın tüm yaşamı, suda yaşayan bir canlıdan hava soluyan bir Varlığa dönüştüğü o dehşet verici geçiş sırasında ciğerlerini dolduran sıvı ateşi hissettiği bu ilk anın denetimi altında geçer görülmektedir.
Bilgi, sen var olduğun andan beri sana aittir ve daima senin içindedir. Tıpkı mutluluk, refah, irade, Oluş'un birliği ya da ister Tanrı olsun isterse para, aradığın her şey gibi bilgi de sana dışarıdan gelemez. Kimse sana onu veremez, o sadece hatırlanabilir"