O dediğin etten kemikten bir yapı. Ama ya gerisindekiler, onu nasıl resmettireceğim ? Devasa yalnızlığımı, ruhumun o hiçbir şeyle dolmayan boşluklarını , akıp giden şu hayat ve ölüm gerçeği karşısındaki şaşkınlığımı , korkularımı , ürpertilerimi kim bilecek? Aklımın yollarını , kalbimin nehirlerini , ruhumun dağlarını, vadilerini, kuyularını göklerini kim resmedebilir ? O ressamı nereden bulacağım ? Orada ucu bucağı olmayan sonsuz sahralar saklı . Gözükmeyen çöllerimde akisleşen feryatlarımın yankısını hangi ressam yansıtacak ?"