Bu durumda adalet, en iyi şeyle en kötü şeyin ortasında,[39] yani,
cezalandırılmayacağından emin bir şekilde haksızlık yapmak ile hiçbir şekilde öcünü alamadan
haksızlığa maruz kalmak arasında bir şey olarak ortaya çıkmıştır. Bu da gösterir ki, adalet
kendiliğinden bir nesne gibi görülmez;
[b] insanın, haksızlık yaptığında, mutlaka karşılığında bir haksızlığa maruz
kalacağının bilinciyle, yani insanın, olumsuz sonuçlarına bizzat maruz kalmadan, başkalarına haksızlık
yapma imkânının bulunmamasından ötürü kabul ettiği bir şeydir
Çünkü (genelde) haksızlığı kınayan kişi, haksızlık etmekten korktuğu
için değil, kendisi de (bir gün) haksızlığın kurbanı olmaktan korktuğu için yapar bunu.