Bojack Samsa

Bojack Samsa
@Bojack_jack
Tutunamayanlardan olmak çok fena Ben bir kese kağıdına dümdüz yazıldım
Bulutların ardına saklandım, yoğun sulu bulutlar Güzel pabuçlarinla; sen ve rüzgar Koşuyorsunuz Altındaki gökkuşağına bakarak Meyve vermeyen bahçelerine doğru Ve beni kayıran sendin gözlerinden Koşma o rüzgar ben değilim Bjs
Şiir
Reklam
HAYAT BİLGİSİ/5
O yıllarda ağlayan bir çocuk değildim. Ama bir gün rüyamda öğretmenimin cadı gibi giyinip beni kazanına attığını ve gözyaşlarımla pişirdiğini görmem çok korkutmuştu beni. Buna bir son demenin vakti geldiğini anlamıştım. Ya hep çemberin içinde olacaktım ya da çemberin dışına çıkıp çapaklarımı kendim silecektim. Günlerden yelkovanla akrebin sekizde buluşmaya heves ettiği sıradan bir anda, ders çalışmaya karar vermiştim. Annem ve babam bile şaşırmış ellerinin tersiyle anlam veremediğim bir şekilde anlıma dokunmuşlardı. Sabah olduğunda içimdeki umutları cebime koyarak okulun yolunu tutmuştum. Bir yandan çalıştıklarımı unuturum korkusuyla iki ellimle kulaklarımı kapatarak yürümüştüm okula kadar. Sıraya hevesle kitabımı koyup ve her zaman ki gibi ilk kalkacak olan ben olduğum için sabırsızla zilin çalmasını beklemiştim. Ama bir terslik vardı. Ben 102. sayfayı açarken, arkadaşlarımın hepsi 97. sayfayı açmıştı. O kadar dikkatsiz bir öğrenciydim ki en son ne işlediğimizi bile şaşırmıştım. Zilin çalmasına beş dakika kalmıştı. Turgut durumu anlamıştı ve tımarhaneden yeni kaçmış deli gibi sırıtıyordu. Gözünü üçüncü kez morartmak istemiştim o an. Ama vazgeçip son beş dakikada asıl çalışmam gereken konuyu ezberlemeye koyulmuştum. O günden sonra bir daha dayak yemedim. Artık tek bir sözün altını çizmem gerekiyordu; beş dakika çok uzun bir süreydi… Bjs
Edebiyat
HAYAT BİLGİSİ/4
Sıramı ise gözünü iki defa morartmama rağmen en yakın dostum olmaya kararlı olan Turgut'la paylaşıyordum. Benden kısaydı. Ama onun yanında sıska kalırdım. Yüzündeki orantısız organlarına rağmen iriyarı gözleri deniz manzarası gibiydi. Bakılacak bir yüzü yoktu ama gözleri onu kurtarıyordu. Saçlarını ise uzatmazdı hiçbir zaman. Kirpi gibi hep yanımda gezip dururdu. Birbirimize yakışmayan tipler olsak ta çok iyi anlaşıyorduk. Çocukluk oyunlarının hepsini ondan öğrenmiştim. Küçükken en çok uçurtma yapmasına hayrandım. Ellerini yılların ustasıymış gibi kullanırdı. Matematikten hep çakan Turgut'un uçurtmanın gökyüzünde havada dengede durması için iplerle yaptığı ayarlara hep şaşırmıştım zaten. Ama bana öğretmekten hiç sıkılmazdı hatta zevk aldığını düşünüyordum.
Edebiyat
HAYAT BİLGİSİ/3
“O kadın bir sinir hastası oğlum!” Çok şaşırmıştım. Annemin bunu fark edecek kadar öğretmenimle konuşmadığını çok iyi biliyordum. Büyük ihtimalle çevresinden duyduğunu söylemişti ve buna sıkı inanmıştı. Ayrıca oğlunu sinir hastası birisine emanet ettiğinin fakında değildi herhâlde. Öğretmenim sınıfı çalışkanlar, çalışkanlıkla tembellik arasında gidip gelenler ve tembeller olarak üçe ayırmıştı. Çalışkanlar soba tarafında, tembeller ise rüzgâra serbest vize tanıyan pencere tarafında kalıyordu. Ben doğal olarak pencere tarafında oturuyordum. Futbol maçlarımızı bile tembeller ve çalışkanlar olarak yapar ortada oturanlar ise yalaka oluverip çalışkanları tutarlardı. Tabi ki hep biz kaybederdik. Doğanın kanunu muydu neydi bu anlamamıştım bir türlü! Bu durum hiçbir zaman çalışmam için bir hırs yaratmamıştı. Hatta aksine bir seyir izlemiştim.
Edebiyat
HAYAT BİLGİSİ/2
Ama her gün ilk dersimin Hayat Bilgisi olması çok fenaydı. En azından benim için çok kötüydü. Yani sabahın ilk saatlerinde daha gözlerimde çapaklarım yere beton gibi çakılmamışken, öğretmenimin tokadıyla çapaklarımdan kurtuluyordum. Kabul ediyorum tembel bir öğrenci olabilirdim ama bu benim suçum değildi. Evet, her zaman güne dayakla başlamak benim için günün sabahtan bitmesi demekti. Cılız bedeniyle nasıl o kadar güçlü vurabildiğine de hep şaşırmıştım. Yüzündeki kalın çizgiler ise ne kadar yaşlı olduğunu ispatlar gibiydi. Bu yaşlı yüzün üstüne yaptığı abartılı makyaj da bizi korkutmaya yeterdi. Ama giydiği kıyafeti kendine yakıştırabilen bir kadındı. Beyazlığı saklamak için boyadığı saçlarının yapmacık kıvrımları, kendisinde dikkate değer tek yanıydı. Annemin öğretmenim hakkında söylediklerinden tek hatırladığım;
Edebiyat
Reklam