Yukarıda işaret ettiğimiz gibi bir siyaset kuramının ilk sorunu, devletin gerekli olup olmadığı sorunudur. Bazı düşünürler insan ların devlet olmadan da adil ve uyumlu, banışcıl bir düzen için de yaşayabilecekleri, insanların üstünde bir devlet sisteminin ku rulmasının onlara zarar verdiği ve kötülük ettiği kanısındadırlar, Bu görüşe felsefi anlamda anarşizm, bu görüşü savunanlara da felsefi anlamda anarşist denir.
Felsefe tarihinde çeşitli filozoflar farklı biçimlerde benzer görüşler ileri sürmüşlerdir, örneğin Sofisder bu filozoflardan dır. Onların yaptığı temel ayrımlardan biri ‘doğa-yasa’ ve ‘doğal pîan-yasal olan’ ayrımıdır. Sofisder genel olarak doğal olanı in sanın özüne uygun, dolayısıyla doğru ve iyi olarak kabul ederler.
Yasal olan ise onlara göre insanın özüne aykırı, yalnızca toplu mun ve uylaşımın (convenJion) sonuçlan olan şeydir ve dolayısı ile yapay ve kötüdür. Örneğin kölelik, bazı Sofisdere göre, işte böy le yapay bir kurum olup doğada kendisine rasdamadığımız, do layısıyla ortadan kaldırılması gereken bir kurumdur, öte yandan bu tür yapay, insan elinden çıkma, toplumun ve uylaşımın sonu cu olan kurumlann başında devlet gelir.
Kiniklerin, uygarlığın her türlü ürününü değersiz bularak ÜSddettiklerini daha önce belirtmiştik. Bıf ürünler içinde, onlara göre, özel mülkiyet, evlilik, aile, kölelik ve din vardır. îşte devlet ve yönetim de, Kiniklere göre, uygarlığın sonucu olan yapay ve insan doğasına aykırı kuruml ardan dır. insanın diğer şeyler yanın da, eğer mudu olmak istiyorsa, devletten de kaçması gerekir.
Epikuros’un aym ölçüde olmasa da yine devlete karşı bir tu tum içinde olduğunu söyleyebiliriz. Onun hazları, i) doğal ve zo runlu; ii) doğal, fakat zorunlu olmayan ve nihayet iii) ne doğal, ne de zorunlu olan hazlar olarak üçe ayırdığını