Kant bir hümanisttir. Yani o ahlakın kaynağım İnsanî varlı ğı aşan herhangi bir dış, aşkın ilkede bulmaz. Ona göre ahlakın J&ynağı Tann bile değildir. Kant’a göre, insan otonom bir varlık tır. Yani o kendi yasasım kendisi koyar ve kendi koyduğu yasası na itaat etmesi de onun özgürlüğüdür. O halde ahlak yasasının kaynağı, Kant’a göre, ihlalidir. İnsan Protâgöras’ ın da dediği gibi herşeyin, bu arada ahlakî değerlerin kaynağı* yaratıcısıdır.
Ama bu hangi insandır? Arzuların, eğilimlerin, tutkulann sa hibi olan doğal insan mı? Hayır. Kant insanı insan yapan, onu di ğer varlıklardan ayıran gerçek İnsanî özelliğin onun aklı, saf aklı olduğunu düşünür. Ahlak değerlerinin kaynağı insan aklı veya akıllı insandır ve bu akıl insanda ahlakî planında kendisini vicdan olarak ortaya koyar.
Kant’a göre eylemler, zorlama altında yapılan eylemlerle öz gürce yapılan eylemler olarak ikiye ayrılırlar. Ahlakî eylemler an cak ikinci tür eylemlerdir, öte yandan özgürce yapılan eylemler de insanın eğilimlerinden ortaya çıkan eylemlerle, ödev duygu sundan veya ödevden çıkan eylemler olarak ikiye ayrılırlar; Şimdi ye kadar gördüğümüz gibi birçok filozof, ahlakî eylemlerin insa nın arzu ve eğilimlerini tatmin eden, onlara cevap veren, yani in sana haz veya muduluk veren eylemler olduğunu savunmaktadır.
Oysa Kant’a göre, bunun tam tersine ancak ödev duygusunun et kisi, belirlemesi sonucunda yapılan eylemler ahlakı eylemlerdir.
Kant ödeve uygun olan eylemlerle ödevden doğan, ödev den kaynaklanan eylemler arasında da bir ayrım yapar, örneğin bir bakkalın kendisinden çikolata almaya gelen küçük bir çocuğu kandırmaması ödeve uygundur, ama ödevden çıkmayabilir. Bu, bakkal, herhangi bir şekilde bu çocuğu kandırdığı duyulursa in sanların artık kendisine güvenmeyeceklerini ve alışverişe