İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlar adına uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.
Boka' nın olgunluğu, Nemecsek'in boyundan büyük cesareti ve bütün Pal sokağı çocuklarının arsalarına bağlılığı, dostlukları. Nemecsek'in babasının son anlardaki acı verici hayat mücadelesi. Bütün bunlar bende birikti ve kitabın sonunda gözlerimi doldurdu.
Kitaba başladığımda ön yargılı başladım ve bir grup çocuğun top koşturacak bir yer peşinde kavgaları olduğunu sandım ama ilerledikçe her bir çocuğun temsil ettiği karakterle aslında hepsi savaşların insanlarını anımsattı bana.
Basit çocuk ruhunda derinden derine bir şeyler değişiyordu: Hayata dair, hani içimizde hepimizin bazen kederli, bazen neşeli köleler olduğumuz hayata dair, bazı gerçekleri kavramaya başladığını hissediyordu.