Eğer medenî yapı içinde sürdürdüğü bu hayat gerçekten hayat ise niçin kendini devamlı olarak inanmadığı, istemediği, doğruluğunu kabul etmediği davranışları göstermek için disipline almak ve sıkıntıya sokmak mecburiyetini hissediyor? Demek ki kendi özündeki hususiyetler, yaşadığı hayatın şartlarıyla ahenk içinde değil. Bu durumda ya ahlâkî ve zihnî değerlerini toplumun geçerli ölçülerine uyduracak veya kendi değerlerinin yaşayabildiği bir ortam arayacak. İkisinden birini başaramadığı takdirde ontolojik güvenliği sarsılacak ve belki parçalanacak.
Bu insana artık biz deli diyeceğiz. Çünkü ona deli demek, aklı başında olan bizlerin ikiyüzlülüğünü saklayacaktır. Biz aklı başındayız, çünkü toplumda bütün geçerli değer hükümlerini benimsemiş gibi yaşıyoruz.