Önce solcularla, sonra sağcılarla yan yana gelişim bir buluşma olmadı. Birbirimizi bulmadık. Ne onlar beni buldu; ne ben onları. Ne ben onlarda bir şey buldum; ne onlar bende. Yine de gerçekleşen randevuyu kimse inkâr edemez. Ben burada bu randevunun faydasızlığını ilân ediyorum, hepsi bu. Bu faydasız randevudan ders çıkarmak imkânı da yok. Hatırlanışı sadece iç karartıyor. İçi zaten kararmış olanların hepsi Gülhane Parkı'nda; ama hiçbiri hiçbir şeyin farkında değil.
Hannah Arendt’in İnsanlık Durumu, insan mevcudiyetinin büyük ölçüde hayatta kalma çabasına, yani salt emeğe indirgendiği modernitenin çıkmazlarını ifşa eden derinlikli bir ontolojik incelemedir.
Yazar, kamusal alanın giderek daralmasıyla beliren tüketim toplumunun, özgürlük ve eylem gibi temel insani kavramları nasıl zedelediğini gözler önüne seriyor.
İnsanın dünyevi köklerine olan yabancılaşmasını tahlil eden kitap sadece biyolojik bir döngüden ibaret olmayan onurlu bir yaşamın, ancak bir arada hareket ederek ve ortak bir kamusal tahayyül inşa ederek mümkün olabileceğini bizlere hatırlatıyor.
Eser, yitirilen politik asaletimizi yeniden kazanmanın yollarını düşünmek ve bugünün dünyasını anlamak için ehemmiyet taşıyan bir eserdir.