Temet Nosce

Her ne kadar tek bir dünya var zannetsek de aslında her insanın baktığı, içinde yaşadığı, dokunduğu, kokladığı dünya birbirinden çok farklıdır. Her birimiz kendi dünyamızda yaşarken arada bir unuturuz günlerimizin sayılı olduğunu, takarız kafaya bir şeyler, takılınız o taktıklarımızın peşine, dünyayı zehrederiz kendimize. Kimine de hayat takar, dünya takar kancayı. Daha hayata gözle rini açar açmaz, geldiğine geleceğine pişman eder onu. Neresinin acıdığını da bilmez bu insanlar, bir yerleri durmadan sızlıyordur. ama neresi? Hayatta kalabilmek için çabaladıkça batar, tutunacak yer ararken çoğu zaman onları en çok yaralayanların eline yapışır. Dostu düşmanı henüz bilmez, hem bilse ne olacak, o elden başka tutacağı el yoktur ki...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yaralar derin olunca ağlamayı bile unutuyor insan.
Hiç acı, hiç hüzün yok muydu o evde? Olmaz mı? Acısız, hiç kırılmadan, örselenmeden yaşayabilen birileri var mıdır acaba dünyada? Ben olmadığını düşünüyorum. Duyguların varsa, her ikisini de hayat yolunda mutlaka yaşayacaksın demektir. Acının da, tatlının da kökü zaten evlerimizdedir. Taş her zaman yakından gelir ve en çok da yakından gelen taş acıtır yüreğimizi. İnsan geçmişini, hele ki çocukluğunu düşünürken garip bir hüzün çöküyor üstüne. Acısıyla tatlısıyla özlem dolu bir duygu bu... Yeniden yaşayamayacağınızı bildiğiniz, sadece size özel, size ait bir şeyler var içinde.
İnsanın kendisiyle yüzleşmesi, sanıldığından daha zordur. Başkalarını tartmak, onları anlamak her zaman daha kolaydır ancak bizler başkalarının gerçeklerini anladıkça, içimizde hissettikçe, kendimize doğru giden yolun kapısını da açmış oluruz. Onları dinlerken ya da okurken, hikâyenin bir yerlerinde mutlaka kendimizi de görürüz. Kimi kendini görür görmez kapatır gözlerini görmemek için, kimi oralara daha dikkatli bakar görmek için. İşte en çok gözlerini kapatmayan, kendini tanımak, kendi gerçeklerini görmek, bulmak, anlamak, gerekirse yürüdüğü yolu yani kaderini değiştirmek isteyenler gitmelidir psikiyatriste.
Aslinda bir psikiyatriste gitmek, o odalarda ağır ağır sahibine bile pek hissettirmeden gelen değişimin başlangıç noktasıdır.