#okudumbitti yazar baya beni ters köşe yaptı hiç bu tarz bir konu beklemiyordum, konusuna bakmadan başladım iyide oldu. Çok sevdim yazarı da özlemişim, dili sular seller gibiydi yine işlendiği konu da güzeldi.
Dini olarak kutsal sayılan bir eşyanın çalınması ile başlıyor, konu genel anlamda Yahudiler ve onların bir yere sığdırılamamasını işledi yani anlatıcı öyle düşünüyor en azından. O zamanlar tabi Ostrogotlar, Vandallar gibi barbar kavimler sürekli bir yağma peşindeler ve bunların bulunduğu yerde bundan nasibini alıp başlıkta da adı geçen 7 kollu şamdan çalınıyor. Tabi herkes üzgün biçare oluyor ne yapacaklarını şaşırıp baya mahvoluyorlar .. Böyle gidiyor olay, aşırı bir aksiyonu yok kitabın ama işleniş dili güzel ya konu kötü olsa da zweig benden torpilli her türlü severim Tabi yazardan alışmışım insan psikolojisi, iç dünyası okumaya biraz garip geldi başta ama vay be zweig neler yazmışsın dedim okunabilir elinizde varsa
İnsan ancak okuma sürecine kendi de bir şey katarsa kitaplardan bir şeyler edinebilir. Yani bu sürece, ikili mücadelede yara almaya ve yaralanmaya, mücadele vermeye, ikna etmeye ve edilmeye, sonra da öğrendikleriyle zenginleşerek bunu hayatta ya da işte kullanmaya hazır bir ruhla girerse.
Hayatın düzeninde bir şeyleri değiştirmek istiyorlardı.İşlerine yeni bir içerik kazandırmak istiyorlardı. Belli ki mesele tam da bu. Ekmeğini kazanmak, ailesini beslemek, iş sahibi olmak ve o işi düzgün yapmak insanoğluna yetmiyor. Hayır, insanlar daha fazlasını istiyorlar. İçlerinde fikir olarak, gaye olarak yaşayan şeyi ifade etmek istiyorlar. Sadece ekmek ve çalışma hayatında bir pozisyon, sadece iş değil, bir görev üstlenmek istiyorlar. Yoksa hayatlarının anlamı olmuyor.