Erkek, sevdiğini gerçi her kadından üstün tutmuştur, onunla zevki artar; ama başka kadınlardan hiç hoşlanmaz demek değildir bu, onlardan alacağı zevk daha az olsa bile gene bir zevktir; kadınlarda ise o derin duygu başka her isteği yok etmekle kalmaz, doğadan da güçlüdür, doğanın egemenliğinden kurtulur da kesinlikle haz doğacak sanılan yerde bile ancak bir nefret, ancak bir tiksinme duymalarına neden olur
Erkekler, mutluluğa erdim diye, kadın ise mutluluğa erdirdim diye sevinir. Çok derin olduğu halde gene de pek dikkat edilmemiş olan bu fark, ikisinin de birbiriyle olan bütün ilişkilerinde etkisini gösterir. Birinin zevki isteklerini yerine getirmekte, ötekinin ise arzuları uyandırmaktadır.
İnsanın içi rahat olması, kedersiz, üzüntüsüz günler geçirmesi, akşam hiçbir günahın acısını çekmeden uyuyup sabahleyin vicdanında hiçbir ağırlık duymadan uyanması kadar büyük zevk mi olur? Sizin mutluluk dediğiniz şey, haz özleminin coşkunluğundan, tutkuların kopardığı bir fırtınadan başka bir şey değil; öyle bir fırtına ki kıyılardan bakıldığı zaman bile korkunç... İnsan o fırtınaları nasıl göze alabilir? Batmış binlerce geminin enkazıyla örtülü bir denize açılmaya nasıl razı olabilir insan?