Çok sonraları, onunla ilk kez göz göze geldikleri an olarak hatırlayacağı o saniyeler, etkileyici bir romanın sayfaları gibi kalbine kazınırken, Jane işte bu fırtınalı hisler ve kafa karışıklığı içindeydi.
Gözleri fırtına bulutlarının rengindeydi. Jane orada ya da yüzünün bütününde sefahatin izlerini görmeyi bekliyorsa çok yanılıyordu. Adamın gözlerinde temiz bir kış gününün berraklığı vardı... Ve elbette soğukluğu. Bariz bir bilinç, hafife alınmaması gereken zeka pırıltıları sanki görünenin ötesinde kalan kimliğine ulaşmaya çalışıyordu.
"Bugünlerde kazanmanın tek yolu hile yapmak, değil mi?"
"Zavallı Bruce Wayne. Hiç kimse ona adil davranmıyor."
Richard tekrar buz gibi bir ifadeyle ona baktı, ardından bakışlarını çevirdi. Her nedense bu, fiziksel acıdan kötüydü.
"Gerçek dünyada, hile diye bir şey yok. Bu hayatın ta kendisi."
Gözlerini açtığında bir an, kalabalığın arasında yürüyen, koyu renk gözlü bir kız gördüğünü sandı. Sesini duyar gibi oldu. Belki de gözlerini kapatırsa kendini yine Arkham'ın koridorlarında, bir pencerenin ardından, başını ona doğru eğerek saçlarını parlak, siyah bir örgü halinde toplayan bir kıza bakarken bulurdu.
Fakat tekrar baktığında kız sanki hiç orada olmamışcasına gözden kaybolmuş, yerini polis ve muhabirlerden oluşan bir kalabalık almıştı.