Rita Hunter

Rita Hunter

Yazar
8.1/10
563 Kişi
·
1.335
Okunma
·
91
Beğeni
·
8778
Gösterim
Adı:
Rita Hunter
Tam adı:
Zeynep Avcı Ataş
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Zonguldak, Türkiye, 8 Ağustos1980
Zeynep Avcı Ataş
''Yazdığı historical aşk romanları ile batılı muadilleriyle yarışan yetenekli Türk kızı..''
Epsilon Yayınevi

08.08.80’de Zonguldak’ta doğdu.
İlkokul, ortaokul ve liseyi Zonguldak’ta okudu. Özellikle lise dönemimde, üniversiteyi kazanmaktan daha mühim gördüğü zengin bir Barbara Cartland koleksiyonuna sahip oldu.
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdiğinde de çok sayıda kitap okumuş olmasına rağmen, yine de bir şeyler yazabilmek için eline kalem aldığı söylenemezdi.
Üniversitedeyken stajyer olarak başladığı şirkette öncelikle İnsan Kaynakları Sorumlusu olarak 2 sene çalıştıktan sonra 7 sene boyunca görevine aynı firmada yönetici asistanı olarak devam etti.
Amatör yazarların hikâyelerini yayınladıkları bir sitede, ilk denemesini yayınladığında çok iyi tepkiler aldı ve bu işi benimsedi. İlk kitabı Kalbimi Çaldın da öncelikle internet hikayesi olarak yayınlandıktan sonra okurlarıyla buluştu. Diğer kitapları Tatlı tuzak ve Ateş Serisi olmakla birlikte yazmayı asla bırakmayacağı için okurlarını yeni kitaplarıyla buluşturması yakındır.
"Seni ihmal ettiğim için mi öfkelisin?" dedi Marcus ona çok yakışan kibirli bir keyifle. "Geceleri hatamı telafi ettiğimi düşünmek istiyorum."

Emily bu açıklık karşısında bayılacak gibi oldu. "Öfkeli değilim... Ben... hiçbir sorun yok."
Rita Hunter
Sayfa 250 - Epsilon Yayınları
"İnsan bu kadar gençken sorunlar gözüne hep çok büyük gibi görünür. Oysa tek bir gülüşlük ömrü vardır hepsinin."
Rita Hunter
Sayfa 322 - Epsilon
"Sen beni utandıramazsın Emily."

Emily pişman olacağını bile bile "Utanmayı bilmediğin için mi?" dedi.
Evet, bunu söylemeye cesaret edebilmişti.

Marcus güldü. "Olabilir. Ama kastettiğim senin kimseyi utandıramayacak kadar kendini bilmen ve koca bir ömrü kontrolünü kaybetmeden geçirebilecek olduğundan şüphe duymamamdı. İnsan ne zaman hata yapacağını beklemeye başlıyor ve bir süre sonra sıkılarak pes ediyor."

Emily gurur duyduğunu söylemek isterdi ama üstü kapalı da olsa sıkıcı biri olduğunun düşünülmesinden hoşlanmamıştı.
Rita Hunter
Sayfa 286 - Marcus'un Emily ile konuşması.
479 syf.
·1 günde·10/10
İçinde dramın, yalnızlığın bolca olduğu hüzünlü-romantik denebilecek bir eserdi bana göre. Ama genede Rita Hunter'in kalemini çok seviyorum. Hıphızlı okudum ve tadına doyamadım.
Kitabın ilk yarısında erkek çok otokontrollu çok iradeli, kızımızda hep çok üzgün ve depresif ama ikinci yarısından itibaren olaylar canlanıyor, aşkı iliklerinize kadar hissetmeye başlıyorsunuz.
Kısaca hikayenin gidişatı güzeldi, sıkılmadan okudum. Bazı yerlerde ağladım -ki ben öyle kolay ağlamam. Yazar duyguları hissettirme konusunda hakikaten çok iyi. Hikaye akıp gidiyor. Çok güzeldi müthişti.
Çok beğendim ve tavsiye ederim.
496 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Rita Hunter'ın (Zeynep Avcı Ataş) okuduğum ilk romanıydı ve tek kelime ile bayıldım. Tarihi aşk romanı yazmak başka bir mevzudur zira zamanda yolculuk becerisi gerektirir. Kurguyu yaratan hayal gücü kapasitenizin üzerine bir de resmen zaman-mekan-kültür mimarı olmanız gerekir. İlk andan itibaren bu becerilerde fireler bulmayı beklediğimi itiraf ediyorum. (Özellikle de son zamanlarda okuduğum bolca beğeni almış ama bence fos çıkan onca romandan sonra). Ne kurgusal, ne tasvirsel ne de gramersel bakımdan hiç bir noktada hüsran yaşamadım.Çok keyif aldım. Ve benim bu tarz romanlar için çıtam olan Babbara Cartland'ı ziyadesiyle geçtiğini hissettirdi.. Konusuna ilişkin bolca açıklama bulacağınız için bu yönde bir detaya girmiyorum. Kısaca diyebileceklerim; bayan kahramanımız Sofie ile bay kahramanımız Brendan'ın karakter ve fiziksel özellikleri yerinde ve zamanında bolca ve oldukça iyi şekilde resmedilmişti. İkisini ve aynı zamanda diğer karakterleri gözünüzün önünde canlandırmakta hiçbir sorun yaşamadığınız gibi, yazarın kalemindeki maharet nedeni ile sıkça romanın içine atlayıp başta kuzen Liliana olmak üzere pek çok kişiyi ciddi pataklamak isteyeceğiniz anlar yaşayacağınıza garanti verebilirim. Tavsiye ediyorum, kendisine en beğendiğim tarihi aşk romanları yazarı unvanını veriyorum ve ilk fırsatta yazarın diğer romanlarını da alıp okuyorum.
479 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Tarihi roman severler okumalı keyifli sıkmayan bir hikayesi var. Kitabı okurken anlatılmak istenen duyguyu yaşamak gerçekten önemlidir. Siyah Kadife'yi okurken bu duyguyu, hüznü, acıyı, cesareti hissediyorsunuz. Kitap bana hediye gelmişti. Okumayı ertelemiştim, okuduktan sonra ertelediğim için pişman oldum..

Asla Sahip Olamayacaklarını Hatırlatan Bir Hüzün… Ve Simsiyah Kadifemsi Bir His… Kusursuz bir leydi olmaya adanmış bir hayat, çoğu zaman dışına çıkılması güç sınırlarla çevrilirdir. Fakat bazı anlar gelir ki, bastırılmış bir tutku ve cesaret, kalıpların tutamayacağı bir okyanusa döner. Emily, kurallar ve baskı içindeki gösterişsiz hayatının en önemli gününde, yeni yaşantısını sürdüreceği odaya korkakça ilerlediği sırada gördü o adamı. Karanlık varlığını gölge gibi arkasından sürükleyen yabancı, Emily’yi hem korku hem de fırtınalı duygularla baş başa bırakarak yanından geçip gittiğinde kaderleri çoktan mühürlenmişti... Hayatına aniden giren bu esrarengiz adam dünyasını sarsarken Emily ne ondan kaçabiliyor ne de ona dokunabiliyordu. Biliyordu ki Marcus onun için günahtı… O ise Marcus için ihanet… Ve zaman geldi, şartlar değişti… Marcus artık umuttu… Emily ise aşk…

Rita Hunter
587 syf.
·Puan vermedi
Bir önyargıyı kırmaya geldiim.

Önyargı bu tarz kitap okumanın insana hiçbir şey katmadığı ve kaliteli okumaya asla girmediği yönünde. Öyle ki insanların kitap okuması için şükürler edilmesi gerektiği bir dönemde iken insanlar okuduğu kitaplar doğrultusunda hor görülmeye başlandı. Eminim siz de ya kendinizde ya da bir başkasında bu duruma denk gelmişsinizdir. Bu durum okuyucuları - özellikle yeni başlayanları -epey etkiliyor ve korkunç sonuçlara yol açıyor. Üzülmemek elde değil. Bunun bana göre asıl nedeni : Her kitap insanın ' kendi ' hayatına büyüklü küçüklü pencereler açacağını ama her kitabın insanın hayatını, dünyayı değiştirmesi gerekmediğini anlayamayan birtakım insanlar. Bazen sadece kafa dağıtmak için okumalı insan. Sorunlarından, hayatın karmaşasından uzaklaşmak için okumalı. Kitabımız da aynen bu tadı veriyor. Tarihi aşk kategorisine mensup olan kitabımızın yazarının, ülkemizde bu kategorinin önemli yazarlarından biri olduğunu belirtmek istiyorum. Rita Hunter hayata dair spesifik bir mesaj vermiyor. Gayet açık ve akıcı bir anlatımla aktarılmış imkansızlarla dolu, yer yer epey güldüğüm, tutkulu bir aşk hikayesi paylaşıyor bizlerle. Bazı olayların yarım kaldığını düşünsem de kitaptaki müthiş duygusal yoğunluk bu yarım kalmaları gözüme çok batırmadı. Özlediğiniz tüm duyguları kitapta bulabileceğinizi düşünüyorum. Ben gerçekten sevdim. İçinde kaybettiğim bir şey buldum.


Bu güzel tarihi aşk romanına, bu aşk mevsiminde şans vermeniz dileğiyle..


Bu arada bu önyargıyla ilgili görüşleri merak ediyorum. Farklı düşünceleriniz varsa lütfen tartışalım :)
368 syf.
·4 günde·2/10
HAFİF SPOILER İÇERİR!!!

Çok üzgünüm ama benim açımdan Güz Fırtınası ile başlayan düşüş Kış Nefesi kitabında da son sürat devam etti.

Baş kahramanımız Beatrice, Alexander'ın kardeşidir. Bense kitabı okurken şöyle bir durumdayım: "Alexander'ın kardeşi mi vardı yahu?" Artık önceki kitaptan nasıl kopmuşsam baş karakteri hiç çıkaramadım. Hatta ben bu kitabın Güz Fırtına'sının devamı olduğunu bile bilmiyordum, o derece alakayı kesmişim :D Ve keşke kestiğimle kalsaymışım :/

Beatrice'i nasıl tarif edebilirim emin değilim, davranışlarını pek anlamdıramadım. Soğuk desem değil, sıcak desem hiç değil. Bir yandan kendi kafasına göre düşüncelere dalıyor, benim ruhum özgür diye bağırınıyor; öbür yandan tam bir İngiliz leydisine dönüşüyor, özgürce davranan insanlara tepeden bakıyor, geçmişinde gördüğü kadınlara benzer kişiler görünce onlara tamamen soğuk ve anlayışsız davranıyor. "Ben cemiyet kurallarına çok bağlıyım, dilediği gibi davranan insanlara katlanamıyorum." gibi iç düşünceler okuyoruz kendisinden. Böyle bir karakter için dengesiz demem lazım ama o bile değil anacım. Ne olduğunu bulursanız bana da söyleyin :D

Geçmişinde erkeklerden nefret ediyor ama ana sebebini bilmenize rağmen nefretin kaynağı çok boş kalmış. Geçmişi insanlar tarafından hoş karşılanmadığı için onlara karşı soğuk ve alaycı davranıyor ama bu da çok havada kalan bir durum. Yani bu davranışlarının nedeni geçmişi değil de doğuştan gelen bir davranış biçimi olduğunu düşündürttü bana. Yazar bize aslında "O aslında öyle biri değil." diye vurgular yapıyor ama... Ih-ıh, ben inandırıcı bulmadım.

Ayrıca yine bu geçmişten dolayı sokaktaki kadınlara ve çocuklara yardım ediyor fakat bunun da onda yapay durduğu ve sırf mecburiyetten yaptığı bariz. Yukarıda da yazdığım gibi düşmüş kadınlara çok kibirli yaklaşıyor. Çocuklar deseniz oradan da kaybediyor. Zaten yeğeni ve kendi kanından olanlar dışında çocukları sevmediğini yazar da söylemiş. Bunu söylemesine rağmen araya Victoria ve Edward'ı sokuşturması Beatrice'i kendisiyle çeliştirmiş.

Yine de kitabın sonunda Beatrice'nin bunu itiraf etmesini -hatta kafasına dank etmesini- hiç beklemiyordum. Herhalde Rita da "Ben ne komplike bir karakter yarattım." diyerek bu açıklamayla durumu ustaca kurtarmış.

Carter da bir değişikti. Beatrice'den senelerce yaş farkından ve kardeşinden dolayı kaçtığı söyleniyor ama sebepler kesinlikle bunlar değildi. Nedenini inanın ben de bilmiyorum. Sadece o da Beatrice gibi komplike diyebilirim.

Diğer çiftimiz Jane-Alexander da ayrı hikaye. Alexander'ı zaten sevmemiştim, aynı hislerim devam ediyor. Jane karakterine önceki kitapta az da olsa ısınmıştım ama bunda baya soğudum. Konuşmaları kitap boyunca çok anlamsız geldi.

Ha kitapta sevdiğim şeyler yok muydu, vardı. En önemlisi kesinlikle sayfa sayısıydı. 368 sayfa bu tarz kitaplar için çok uygundur. En fazla 400-410 sayfa bu tür için -hatta sırf romantik tarzda olan bütün kitaplar için- yeterlidir. Mavi rengini ve kış mevsimini sevdiğimden olsa gerek bu kapağı öncekinden daha fazla sevdim.

Carina ve Beatrice'in sözde evleneceği Lord kitabı güzelleştiren karakterlerdi. İkisinin de bu türde çokça gördüğümüz klişeleri yapmaması artı puan kaptı ki Rita'nın klişeleri ters çevirmesini Kalbin Ateşi'nde çok güzel bir şekilde görmüştüm.

Hatırladığım kadarıyla Rita o dönemler sadece Güz Fırtınası'nı yazıp yeni bir hikayeye geçecekti, kitabı seri yapmayı düşünmüyordu. Sonrasında okuyucular Beatrice'in de hikayesini istemişlerdi diye hatırlıyorum -bunu da şu an yazarken hatırladım :D - Sanırım Rita sevenlerini kırmak istemediği için bu kitabı çıkardı ama yazdığının pek içine sinmediği kitabın sayfa sayısından, kitap boyunca süren karakter boşluklarından ve çelişkilerinden çok belli. Yine de bir emek harcadığı ve okuyucularını mutlu etme isteği gözlerden kaçmıyor.

Bu seferkini nazar boncuğu olarak sayıyorum. Daha önce Rita'dan daha iyi hikayeler okuduğum için sıradaki kitabın gerçekten iyi olmasını diliyorum.
488 syf.
·10/10
Yine bitmesini istemediğim harika bir roman daha.. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Ama kurgu olarak diğer okuduğum kitaplara benzediği için fazla da bir şey fark etmedi. Ama romanın dili ve anlatımı sizi bizzat romanın içinde gibi hissettiriyor. Yazar okuyucuyu etkilemek için özel bir çaba sarf etmiş gibi görünmüyor ama etkilemeyi oldukça iyi başarıyor. Azıcık geçmiş zamandan bahsediyor ve bu tarz romanları sevdiğim için ayrı bir hevesle okudum. Tarihi aşk romanlarını seven okurlara kesinlikle tavsiye ederim..
496 syf.
·Beğendi·7/10
Kitaba ilk sayfalarında kızı bitlendiği ićin saçını kesen,arada kafasına tasla vuran bir anne figürü karşima çıkınca aklıma direkt tıpkı bizimkiler diye geçirdim.Sonra ögrendim ki yazar zaten Türkmüş.Rita Hunter sadece bir mahlazmış.Böyle bilmeden bir kaç kitap daha almıştım.Onlarda Türktü.Wattpad kitaplarıymış sonradan öğrendim.Gerci onlar baya kötüydü ama Rita bence baya hakim bu tarza.Kitap güzeldi ama öyle aman amanda etkilenmedim.Bu ara hiç güzel kitap bulamıyorum zaten ama bence yeni başlayanlar için önerilebilir.Söylemeden geçemicem bu tarz mahlaz kullananlar yüzünden kendimi baya kandırılmış hissettim.
488 syf.
·2 günde
Seriye nasıl heyecanla başladıysam bir oturuşta bitirmişim gibi hissettim. Ön yargılı olmamak gerekiyormuş, yazarı okumaya başlamadan önce türlü türlü çekincelerim vardı ve daha ilk sayfalardan bu çekinceler yerini güzel duygulara bıraktı.
Yazar, bu tarz kitaplar arasında en beğendiklerim arasına adını altın harflerle kazıdı.

Ateş serisi de ateş gibi güçlü ve tutkulu duygular bıraktı üstümde. Isabel'in asiliğini, yere göğe sığmaz enerjisini ve duygularının dışa vurumunu çok sevdim.
Isabel'in çiğ patates yediği mutfak sahnesinden sonrakiler efsaneydi...
Sevmeyi anlatan, romantik cümlelerin arasında kayboldum resmen.

Hiç adetim değilken üstünden zaman geçtikçe tekrar tekrar okuyacağım bir seri oldu.
587 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hüsrana uğradım... ASLA diyemeyeceğim:) Rita Hunter o kadar hızlı bir şekilde favori tarihi aşk romanı yazarım oldu ki ben bile anlayamadım. Bu kez bir fire verecek kesin diyorum ama o aynı istikrarla beni satırlarına, kurguya hayran bırakarak son noktayı koyuyor. Yanılmaktan hiç bu denli keyif almamıştım.
Jane ve Alexander'ın tutku dolu hikayesi ile beni ve koca bir gecemi gasp etti. Suratımda mutlu bir sırıtma var. Tabi ki bittiğine üzüldüm ama elimin altında acil durumda camı kırabilirim.
İncelemelerde pek fazla hikayeye değinmekten hoşlanmıyorum çünkü bunu kitabın tanıtım sayfasından herkesin edinmesi mümkün. Kendimin de incelemelerde aradığım şeylere değinmek istiyorum; karakterlere, kurguya ve zaman-mekan tasvirlerine.
Aşk romanlarında en büyük kriterim erkek kahramanın tasvirindeki güçlülük yakası. Ve bu romanda da aynı yazarın diğer romanlarında olduğu gibi eksiksiz bir betimleme vardı. Alexander, Jane ile karşılaşmadan önceki yaşamı ve ondan sonraki tüm zaman akışı içinde oldukça güçlü bir şekilde anlatılmıştı. Zaaflarıyla, tutkusuyla, çatışmalarıyla ve mazisinden getirdikleriyle. Jane, aynı diğer tarihi romanlarındaki kadın kahramanlar gibi sıra dışı ve güçlü bir duruşa sahipti. Romanda en hoşuma giden kısımlardan biri de diğer romanlarındaki bayan kahramanların toplaşıp Jane'in evini tabir caizse basmalarıydı:) Yazar, bu şekilde muhteşem bir bir araya getiriş oluşturmuştu ve çaktırmadan da seri yapmıştı. Bir tek olumsuz şey söyleyebilirim bu da romanı okuyanların bakış açısına göre esneklik gösterebilir. Romanla paralel giden Jane'in yazdığı hikayenin romanın sonunda bir tık daha sonrasının da anlatılabileceği beklentisi içinde kaldım. Belki yazarın bu konuda bir planı vardır orası da ayrı bir mevzu. Ama Jane'in kahramanlarının da romanın sonunda insanı bekleyişte bırakmayacağı bir birlikteliğe yelken açmaları hoş olurdu diye düşünmeden edemedim.
Bu tarzı sevenler gözü kapalı alabilir. Tavsiyem romana akşam saatlerinde başlamayın yoksa benim gibi uykusuz kalabilirsiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rita Hunter
Tam adı:
Zeynep Avcı Ataş
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Zonguldak, Türkiye, 8 Ağustos1980
Zeynep Avcı Ataş
''Yazdığı historical aşk romanları ile batılı muadilleriyle yarışan yetenekli Türk kızı..''
Epsilon Yayınevi

08.08.80’de Zonguldak’ta doğdu.
İlkokul, ortaokul ve liseyi Zonguldak’ta okudu. Özellikle lise dönemimde, üniversiteyi kazanmaktan daha mühim gördüğü zengin bir Barbara Cartland koleksiyonuna sahip oldu.
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdiğinde de çok sayıda kitap okumuş olmasına rağmen, yine de bir şeyler yazabilmek için eline kalem aldığı söylenemezdi.
Üniversitedeyken stajyer olarak başladığı şirkette öncelikle İnsan Kaynakları Sorumlusu olarak 2 sene çalıştıktan sonra 7 sene boyunca görevine aynı firmada yönetici asistanı olarak devam etti.
Amatör yazarların hikâyelerini yayınladıkları bir sitede, ilk denemesini yayınladığında çok iyi tepkiler aldı ve bu işi benimsedi. İlk kitabı Kalbimi Çaldın da öncelikle internet hikayesi olarak yayınlandıktan sonra okurlarıyla buluştu. Diğer kitapları Tatlı tuzak ve Ateş Serisi olmakla birlikte yazmayı asla bırakmayacağı için okurlarını yeni kitaplarıyla buluşturması yakındır.

Yazar istatistikleri

  • 91 okur beğendi.
  • 1.335 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 419 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları