Edebiyat öğretmeni Nigar Şahin’'in şimdi üniversitede okuyan oğluyla eski bir anısı, bu müdahalelerden birine örnek:
3 yaşındaki oğlumla deniz kenarında yürümüş, hafiften yağmur çiselemeye başlayınca otobüse binmek için durağa gelmiştik. Durakta beklerken yağmur da hızlanmaya başlamıştı. Biz ıslanmaktan mutluyduk. Çünkü, ne zaman
yağmur yağsa bahçeye koşar, yağmurla yüzümüzü yıkama oyunu oynardık. Oğlumun üzerinde bir tişört, benim üzerimde de atlet üzerine ince bir hırka vardı. Durakta bekleyen sanırım beş altı kişiydik. Birden arkamızda bir hareket oldu. Döndüğümde orta yaşlı bir kadının hırkasıyla oğlumun başından başlayarak üstünü örtmeye çalıştığını gördüm. Sert bir sesle "Hayır, lütfen, hırkanızı alınız" deyip, oğlumu kendime doğru çektiğimi hatırlıyorum. Bir şeyi daha hatırlıyorum, dönüp kendi hırkama baktığımı da.
Buradaki orta yaşlı hanımın hareketi çocuğa yönelik görünürken, aslında, çocuğu yağmurdan ve soğuktan koruması gerektiğine inandığı anneye karşı. Kitlesel anneler, fiziksel anneliği önemseyen annelerdir; çocuğun ruhuna karşı
hiç nazik olmazlarken, hatta bu ruha dair tek bildikleri onun disipline sokulması, büyüklerin ruhu karşısındaki yerini ve sınırlarını öğrenmesi gerektiğiyken, çocuğa kendilerince sevgi
gösterdiklerinde çocuğun sevildiğini hissedeceğini sanırken, bir çocuğun soğukta kaşkolunu bağlamamış, yağmurda üzeri
örtülmemiş olması onları pek müteessir eder.