Fcciingfg

Fcciingfg
@Booklover12
Edebiyat öğretmeni Nigar Şahin’'in şimdi üniversitede okuyan oğluyla eski bir anısı, bu müdahalelerden birine örnek: 3 yaşındaki oğlumla deniz kenarında yürümüş, hafiften yağmur çiselemeye başlayınca otobüse binmek için durağa gelmiştik. Durakta beklerken yağmur da hızlanmaya başlamıştı. Biz ıslanmaktan mutluyduk. Çünkü, ne zaman yağmur yağsa bahçeye koşar, yağmurla yüzümüzü yıkama oyunu oynardık. Oğlumun üzerinde bir tişört, benim üzerimde de atlet üzerine ince bir hırka vardı. Durakta bekleyen sanırım beş altı kişiydik. Birden arkamızda bir hareket oldu. Döndüğümde orta yaşlı bir kadının hırkasıyla oğlumun başından başlayarak üstünü örtmeye çalıştığını gördüm. Sert bir sesle "Hayır, lütfen, hırkanızı alınız" deyip, oğlumu kendime doğru çektiğimi hatırlıyorum. Bir şeyi daha hatırlıyorum, dönüp kendi hırkama baktığımı da. Buradaki orta yaşlı hanımın hareketi çocuğa yönelik görünürken, aslında, çocuğu yağmurdan ve soğuktan koruması gerektiğine inandığı anneye karşı. Kitlesel anneler, fiziksel anneliği önemseyen annelerdir; çocuğun ruhuna karşı hiç nazik olmazlarken, hatta bu ruha dair tek bildikleri onun disipline sokulması, büyüklerin ruhu karşısındaki yerini ve sınırlarını öğrenmesi gerektiğiyken, çocuğa kendilerince sevgi gösterdiklerinde çocuğun sevildiğini hissedeceğini sanırken, bir çocuğun soğukta kaşkolunu bağlamamış, yağmurda üzeri örtülmemiş olması onları pek müteessir eder.
Sayfa 181
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir hissin yasaklanması, eleştirilmesi gerektiğini düşünmek, düşünmek olarak dahi barbarlıktır. Hislerin özgürce yaşanması üzerinde baskı kurmak, o hislerin doğmasına engel olmaz; sadece, onları hissedenlerin psikolojik tıkanma yaşamalarına, yalana, ikiyüzlülüğe neden olur.
Sayfa 178
"Anneler çeker yükü.", "Anneler cefakârdır.", "Anneler fedakârdır.", “Anne çocuğu için canını bile feda eder." gibi kasıtlı ve kitlesel söylemler, anneliği yüceltir görünürken aslında, sadece bir insan olan anneye taşıyamayacağı kadar ağır yük yüklemekte, çocuk büyütmenin bütün yükünü anneye dayatmayı meşrulaştırmaktadır. Savaş ve kıtlık zamanlarında, anne-babaların yiyecek bulduklarında bunu çocuklarından gizli yediğini biliyoruz. Varlığını idame ettirme içgüdüsü, annelik içgüdüsüne baskındır. Kitlesel şekilde anneye dayatılan, salt fiziksel anneliktir.
Sayfa 175
Bir insanın sevgiye bağımlı ve bu konuda aç gözlü olması onun, çocukluğunda bol bol sahip olduğu bir şeyden şimdi vazgeçmek istememesi anlamında değil, hiçbir zaman sahip olmadığı bir şeyleri aradığı anlamına gelir.
Sayfa 129
Alice Miller, Thou Shalt Not be Aware (Farkına Varmaya-laracaksın) kitabında şöyle diyor: Bir çocuk ne dövülerek ne de iyiyi amaçlayan sözcüklerle başkalarını sevmeyi öğrenebilir. Hiçbir azar, vaaz, açıklama, iyi örnek gösterme, tehdit ya da yasaklama çocuğu sevebilen bir insan haline getiremez. Kendisine vaaz edilen çocuk, başkalarına vaaz etmeyi öğrenir. Dövülen çocuk, başkalarını dövmeyi öğrenir. Bu şekilde, iyi bir vatandaş, cesur bir asker, dindar bir Yahudi, Katolik, Protestan, ya da ateist, hatta sadık bir psikanalist yetiştirebilirsiniz. Ama gerçekten yaşadığını hisseden, özgür bir insan yetiştiremezsiniz. Gerçekten sevebilme kapasitesinin kapılarını açabilen tek şey, çocuk yetiştirmek için yapmaya mecbur olduğumuzu sandığımız şeyler değil, kişinin gerçekten yaşadığı hissi ve özgürlüğüdür.
Sayfa 129