Bana baktı. Gözleri ruhuna açılan bir pencere gibiydi. Birdenbire, eğer ölürsem bunun o gözlerle bir ilgisi olacağını anladım. Nedense bana kabul edilebilir bir ölüm nedeni gibi geliyordu.
“Sen benden asla verebileceğimden fazlasını istemezsin.” Karanlık gözlerini bulandırdı ve eli boğazımı kavradı. Başparmağı orada oluşturduğu bir izin üzerinde gezindi. “Bense vermen gereken her şeyi çoktan aldım.” Bakışlarına karşılık verdim, kalbim göğsümün duvarlarına çarpan bir şahmerdan gibiydi. “Ve şimdi, biraz daha alacağım.”
Lakin bu adamın gözlerine bakmak, ölümsüzlük bahşeden bir kuyuya bakmak gibiydi. Parıldıyor, beni karanlık derinliklerine atlamam için çağırıyor ve içimdeki, bir daha asla dışarı çıkmayacağıma dair korkuyu yok ediyordu.
Bileklerimi başımın üstünde tuttu. “Çünkü o kadar tatlısın ki, kahrolası bir ışık saçıyorsun.” Gözleri karardı. “Ve senden o ışığı almaya çalışan herkesi öldürürüm.”
Mila, hayatının kurallarla ve baskılarka dolu olmasından sıkılmıştı. Ve bir kerecik olsun ona dayatılanlara karşı durarak, ayak basmasının yasak olduğu Moskova’ ya uçtu. Bu yolculuğa çıkarken hem kendini hem de geçmişini bulmayı planlıyordu. Fakat bulmayı ummadığı bir şeyi buldu. Aşkı.. Bu aşk ise arkasında intikamla geliyordu.
Sinir uçlarımla oynayan, çığlık attıran, mest ettiren Made serisinin üçüncü kitabı diğer kitaplarında olduğu gibi yine beni aşık etti kendine. Tüm feminen duygularımla oynayıp, ardından onu arkasından gelen güç, tehlike ve romantizimle birlikte de bertaraf etti.
Mila, seri de en sevdiğim kadın karakter oldu. Gençliğinin baharında, Moskova’ nın tehlikeli sularında öyle iyi yüzdü ki esaretinden kurtardı kendini. Ronan, serinin tüm erkekleri gibi güçlü, karanlık ve seksiydi. Mila’ yı bırakması gerekmesine rağmen yanında tutmayı istemesi ve bunun arkasından getireceği zorlukları bilmesine rağmen sallamaması okurken en çok keyif aldığım duyguydu. Aynı zamanda seri de Albert’ e de bir tık yükseldiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Bu kitapta, ikinci kitapta okuduğumuz Gianna ve Christian ile karşılaşmak pastanın üzerindeki çikolata sosu gibiydi. Bu yüzden üçüncü kitabı okumadan mutlaka ikiyi okumayı unutmayın. Çünkü ikinci kitaptan bir takım spoiler içeren hikayeler mevcut.
Kitapta eksik bulduğum veya daha çarpıcı olmasını beklediğim tek şey finaliydi. Bu kitaba daha aksiyonlu bir son beklerdim. Fakat bu ayrıntı kitabı sevmeme asla engel olmadı.
Ayrıca seriyi bu kadar kısa zamanda bizlere ulaştıran @deryasevim ‘ e aynı zamanda düzgün bir çeviri ile hikayeyi bize doğru yansıtan çevirmeni Beyza firat ‘ ye çok teşekkürler. Keşke sevdiğim tüm seriler Martı’ ya geçse de hepsi bu kadar kısa zamanda basılıp okunabilse.
Seri #darkromance türünü sevenler için